TÜRKİYE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİNİN TURİZM SEKTÖRÜ AÇISINDAN İNCELENMESİ VE GELİŞİMİ İÇİN ÖNERİLER

Bu bitirme projesi Tez Danışmanlık Ofisi www.tezofisi.com tarafından sadece örnek olması amacıyla hazırlanmış örnek yüksek lisans projeleri arasındadır. Bu çalışmanın aşağıdaki tüm içeriği Tezofisi.com tarafından hazırlanmış olup kullanım hakları Tezofisi.com a aittir. Bu yüksek lisans bitirme projesi tamamı veya bir kısmının izinsiz kullanımı halinde gerekli prosedür işletilir.

GİRİŞ. 3

1….. TÜRKİYE TURİZMİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ  4

            1.1. Türkiye’de Turizmin Tarihsel Gelişimi ……………………………………………. ..4. 

                    1.1.1. Planlı Dönem Öncesi Turizm………………………………………………….. 6    

                    1.1.2. Planlı Dönem Sonrası Turizm…………………………………………………. 7       

            1.2. Türkiye Ekonomisinde Turizmin Yeri …………………………………………….. ..9.

                    1.2.1. Dış Ödemeler Dengesine Etkisi …………………………………………… ..10

                     1.2.2. Gelir Yaratıcı Etkisi ………………………………………………………….. .11.

                     1.2.3. İstihdama Etkisi ……………………………………………………………….. ..11

                     1.2.4. Bölgesel Ekonomik Gelişmeye Etkisi …………………………………. .12.

            1.3. Türkiye’de Turizm Politikası ………………………………………………………… .13.

            1.4. Türkiye Turizminin Genel Özelliklerinin İstatistiki Veriler Açısından     Değerlendirilmesi            .14.

2….. AZERBAYCAN TURİZMİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ 18

            2.1. Azerbaycan Turizminin Tarihsel Gelişimi 18………………………………………… .

            2.2. Azerbaycan Turizminin Arz ve Talep Yapısı Bakımından Mevcut Durum 20

            2.3. Azerbaycan Turizminin Ekonomiye Katkıları …………………………………… .21

3….. TÜRKİYE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ  22

            3.1. Azerbaycan Hakkında Genel Bilgiler 22………………………………………………. .  

            3.2. Türkiye Azerbaycan İlişkilerinin Siyasal Açıdan Değerlendirilmesi 24   

            3.3. Türkiye Azerbaycan İlişkilerinin  Ekonomik Değerlendirilmesi 26.

            3.4. Türkiye Azerbaycan İlişkilerinin Askeri Açıdan  Değerlendirilmesi …….. .30

  4… TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN ARASINDAKİ TURİZM İLİŞKİLERİNİN İNCELENMESİ 33

  SONUÇ VE ÖNERİLER.. 35

  KAYNAKÇA.. 37

GİRİŞ

Turizm, boş zaman ve tasarrufun nasıl değerlendirileceği düşüncesiyle başlar ve ülke ekonomileri üzerinde lokomotif etkisi oluşturur. Gelişmekte olan ülkelerde turizm, ekonomik yararlılığı, verimli oluşu, kalkınma için gerek duyulan döviz girdisini sağlaması gibi nedenlerle ekonomik sorunların çözülmesinde bir çıkış noktası olarak görülmektedir. Bu bağlamda turizm, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınmalarını gerçekleştirebilmek için gerekli olan döviz girdisini sağlama, yeni gelir yaratma ve istihdam olanaklarını artırma özelliği ile bir çok ülkede öncelikli sektör haline gelmiştir.

Dünyadaki en büyük kitle hareketi olan turizm en basit ifadesiyle; bir yerin tarihi ve doğal güzelliklerini görmek, tanımak, eğlenmek ve dinlenmek için yapılan gezidir. Ancak, günümüzde ulaşım imkanlarının daha kolay ve ucuz hale gelmesi, insanların geride bıraktıkları ile kolayca haberleşmesini sağlayan kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması sayesinde; turizm kavramı asıl yaşadığı yerin dışında başka bir yere eğlence, tatil, kültür, arkadaş ve akraba ziyareti, aktif spor, toplantı, görev, iş, öğrenim, sağlık, transit vb. amaçlarla seyahat etmenin doğurduğu olaylar bütünü olarak belirtilebilir.

Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri için çok önemli bir yer tutan turizm sektörünü ele aldığımız çalışma toplam dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde turizmin tarihsel gelişimi ve Türkiye’deki gelişim süreci ile birlikte, turizm ekonomisi, turizm politikaları ve turizm ile ilgili istatistiki veriler ele alınmıştır.

Çalışmanın ikinci bölümünde ise Azerbaycan turizminin tarihsel gelişim süreci, arz-talep yapısı bakımından mevcut durumu ve turizmin ülke ekonomisine katkılarının neler olduğuna yer verilmiştir.

Çalışmanın üçüncü bölümünde Azerbaycan ile ilgili genel bilgilere yer verildikten sonra Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler siyasal açıdan, ekonomik açıdan ve askeri açıdan ele alınarak  değerlendirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye ile Azerbaycan arasındaki turizm ilişkilerinin neler olduğu incelenmiştir.

  

BİRİNCİ BÖLÜM

TÜRKİYE TURİZMİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ

 

  • Turizminin Tarihsel Gelişimi ve Türkiye’deki Gelişim Süreci

Modern anlamda turizm kavramı içinde ele alınmamakla birlikte, insanların dünyada var olmalarından bu yana çeşitli sebeplerle seyahat ettikleri bilinmektedir. İlk çağlarda ekonomik faaliyetler toplayıcılık, avcılık, tarım ve çok az sayıda olsa da ticarete dayandığı için boş zaman kavramı henüz gelişmemiştir. Günümüz turizmine benzer seyahatler ise 17. yüzyılda Avrupa’da ülke içi ve komşu ülkeler arasında büyük şehirleri, kültür merkezlerini görme ve bunlar hakkında bilgi sahibi olma isteğiyle yapılmıştır. (Sivil, 2007: 9). Seyahat eden kimseye yeni bir terim olarak verilen “turist” kavramı ilk kez 1800’lerde kullanılırken, “turizm” kavramı ise ilk kez 1811’de İngiltere’de yayımlanan “Sporting Magazine” adlı bir dergide yazıya dökülmüştür (Smith, 1989: 17).

On dokuzuncu yüzyılda yapılan ikinci sanayi devrimi ile birlikte petrol kuyuları açılmış, fabrikalar gelişmiş ve çalışan kesimin boş zamanları eski zamanlara göre artmıştır. On dokuzuncu yüzyılın içerisinde ilk seyahat rehberi yayınlanmış ve 5 Temmuz 1841’de dünyadaki ilk paket tur İngiliz Thomas Cook tarafından gerçekleştirilmiştir. Turizmin gelişiminde bir ilki gerçekleştiren Thomas Cook, ilk tur operatörlüğünü de başlatmıştır. İlk seyahat acentesi 1841’de Thomas Cook tarafından kurulmuştur (Syratt ve Archer, 2004). Gelişmesini devam ettiren turizm sektörü Birinci Dünya Savaşı yıllarında sekteye uğramakla beraber savaştan hemen sonra ani bir gelişme göstermiştir. Çünkü düşman devletlerin birbirini tanıma, savaşılan alanları görme istekleri kuvvetlenmiştir. Bu da turizmin insanların sadece seyahat etme isteklerine bağlı olmadığını göstermektedir. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda turizm, geniş alanlara yayılışını sürdürmüştür (Sivil, 2001: 12)

Günümüzde ise turizm dünyada hızla gelişen ve bacasız sanayi olarak adlandırılan bir sektör haline gelmiş ve kendisini zorunlu ihtiyaçlar arasında kabul ettirmeyi başarmıştır. Turizm özellikle gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarını tamamlayabilmeleri için ihtiyaç duyulan dövizi sağlaması, ülkede üretim çeşitliliğini artırması ve istihdam oluşturması bakımından çok önemli bir yere sahiptir (Bülbül, 1994: 44).

Genel olarak incelediğimizde tarih boyunca turizmin gelişiminde büyük etkisi olan sebepleri tarihsel bir sıralama açısından aşağıda olduğu gibi sıralayabiliriz (Lanquar, 1991; Tunç ve Saç, 1998 ):

  • İlk çağlarda bile insanların meraklı olması ve bu ihtiyacını gidermek istemesi,
  • İnsanoğlunun her zaman çeşitli inançlara sahip olması,
  • Tekerleğin icadı ve ulaşımın taşıtlarla yapılmaya başlanması,
  • Tekerleğin icadı ile ticaretin gelişmesi ile birlikte farklı bölgelere seyahat edilerek ticaret yapılmasına başlanması,
  • Seyahat taşıtlarının buharın itme gücü kullanılarak geliştirilmesi,
  • Sanayi devrimi ile petrol kuyularının açılması ve patlarlı motorun icat edilmesi,
  • Denizaşırı gidebilecek yolcu gemilerinin kullanılmaya başlaması ve turizm faaliyetinin ucuzlamaya başlaması,
  • Paket turların başlaması,
  • İkinci sanayi devrimi ve ardından Bolşevik devrimi ile çalışanların sosyal hakların artırılması, ücretli izin ve iş yükünün azalması sonucu boş zamanın artması,
  • Emeklilik yaşlarının aşağıya çekilmesi, ücretlerin artışı,
  • Kadınların sosyal hayata girişinin artması, çalışan kadın sayısının artışı ve liberalleşme,
  • Kişilerin eğitim düzeyinin artması ve bunun etkisi ile değişik yerler görme ve merakın çoğalması,
  • Birinci dünya savaşı sırasında taşıtların geliştirilmesi ve çoğalması,
  • İkinci dünya savaşı sonrasında barışın artması, ülkelerin birbirine yakınlaşması ve savaş olan yerlerin merak edilmesi,
  • Avrupa’daki savaşların bitmesi ve ülke sınırlarının belirginleşmesi,
  • İkinci dünya savaşı sırasında hava taşıtlarının ve demiryollarının gelişimi, ulaşımın ucuzlaması,
  • Yıkılan kentlerin yeniden inşasında turizminde göz önünde bulundurularak planların yapılmasıdır,
  • Ülkeler arası bütünleşmenin artması ve yakınlaşma,
  • Döviz kurları ve reel fiyat hareketleri,
  • Reklam ve iletişim araçlarının gelişmesi,
  • Turizmin geniş halk kitlelerine yayılması,
  • Turizmin artık bir lüks olmaktan çıkıp gereksinim haline gelmeye başlaması,
  • Belli turizm hedeflerinin ortaya çıkması,
  • Turizmin öneminin ülkeler tarafından algılanması ve yöneticilerin turizmin gelişimi için politikalar üretmesi, planlama ve pazarlamanın modernleşmesi,
  • Toplumsal hareketliliğin artması
  • Doğu bloğu ülkelerindeki siyasi ve politik gelişmeler,
  • Seyahat güvenliğine verilen önemin artması ve insanların kendilerini daha güvende hissetmeye başlamaları,
  • İlk uzay turistinin dünya dışına seyahati, şeklinde sıralayarak ifade edilebiliriz.

Günümüz  şartlarında Türkiye gibi birçok ülke ekonomisini derinden etkileyen, küresel ekonominin önemli bir parçasını oluşturan, kültürlerarası etkileşimin ana öğelerinden birisi olan turizm ya da eski dönemler için seyahat adı verilen eylem, tarihsel süreç içerisinde  kendine sürekli yer bulmakla birlikte bu eylemin ardında yatan sebeplerde de insanlığın gelişimi ile birlikte evrim süreci yaşanmış ve bu evrim süreci halen devam etmektedir (Sezer, 2010: 3). Bu kapsamda Türkiye’de turizm kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için turizmin tarihsel gelişim sürecinin iyi bilinmesi gerekmektedir..

Türkiye’de turizm sektörünün tarihsel gelişimi, planlı dönem öncesi (1923-1963) ve 1963’ten günümüze kadar olan dönemi kapsayan planlı dönem olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Planlı dönem öncesinde turizm sektörüne bakıldığında gelişmelerin son derece sınırlı olduğu anlaşılmakla birlikte, turizmin devletin gündeminde yer aldığı görülmektedir. Turizm sektöründeki asıl gelişme planlı dönemde gerçekleşmiş ve her iki dönemde de devletin politik tercihleri ile yakından ilişkili olmuştur. Planlı dönem, 1963-1983 yılları arasında devletin turizm gelişimini sağlamak üzere şartların oluşturulduğu ve öncü olduğu “birinci dönem” ve 1983’ten günümüze süregelen “liberalizasyon dönemi” olarak iki alt dönemde tanımlanabilir (DPT Dokuzuncu Kalkınma Planı Turizm Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2007:6).

  • Planlı Dönem Öncesi Turizm

Türkiye’de turizmin tarihsel gelişimine bakıldığında oldukça eskiye dayandığı görülmektedir. Anadolu’nun dünya tarihi boyunca uygarlıkların doğuşuna, gelişmesine ve çöküşüne sahne olduğu, çok çeşitli ve zengin kültürel mirası barındırdığı bilinmektedir. Turizm Anadolu’da ancak Osmanlı İmparatorluğu döneminde bugünkü anlayışa yakın bir gelişme sürecine girdiği söylenebilir. (Emekli, 2005:103). Ülkemizdeki turizm ile ilgili ilk faaliyetlerin, 1890 yılında yürürlüğe giren ‘Seyyahine Tercümanlık Edenler Hakkında Tatbik Edilecek 190 Sayılı Nizamname’ ile yasal olarak başladığı ve örgütlenmeye doğru ilk adımın atıldığı düşünülmektedir (Akpınar, 2006: 2).

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılında turizm alanında faaliyet gösteren ilk örgüt Raşit Saffet Atabinen ve bir grup aydın tarafından kurulan “Seyyahin Cemiyeti” olarak kabul edilmektedir. Bu cemiyet, ismini daha sonra “Türkiye Turing Klubü” ve ardından da “Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu” olarak değiştirerek çalışmalarını devam ettirmiştir. (Akpınar, 2003:3). Cemiyetin amacı, İstanbul ve Bursa gibi önemli  şehirleri, buralardaki tarihi ve kültürel değerleri yurtdışında tanıtmaktır. Başlangıç olarak da kruvazyer gemileriyle gelen turistlerin limandan geçişlerini kolaylaştıracak birtakım önlemlerin alınmasını sağlamış, bu arada bazı kuruluşlarla işbirliği yaparak turistlerin küçük vapurlarla taşınmalarını kabul ettirmiş, taksi, kayık ve hamal tarifeleri hazırlatarak lüzumlu yerlere astırılmıştır (Kozak vd., 2010:106).

Türkiye’deki Turizm Müdürlüğü zaman içinde farklı birimlerin kurulmasının ardından oluşmuştur. 1938 yılında, Türk Ofis’in yayın ve tanıtım işlerini yürüten birimi içindeki ‘Turizm Masası’ önce ayrı bir şube olarak kurulmuş, daha sonra bu şube 1939’da Ticaret Vekâleti’nin kuruluşu sırasında ‘Turizm Müdürlüğü’ adını almıştır. 1940 yılına gelindiğinde turizmin tanıtım ve duyuru ile yakın ilişkili bir aktivite olduğu anlaşılmış, 1943’te Basın Yayın Genel Müdürlüğü adını alan birim içerisine ‘Turizm Müdürlüğü’ kurulmuştur (Akdoğan ve Kozak, 1996: 83). 1949 tarihinden başlayarak turizmle ilgili faaliyetler, Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Turizm Dairesi’nce yerine getirilmiştir. 1949 yılında çıkarılan 5392 sayılı yasanın 17. Maddesi uyarınca turizm konusunda alınacak önlemleri görüşmek üzere, 19 Aralık 1949 tarihinde “I.Turizm Danışma Toplantısı” ilk toplantısını yaparak, “Turizm Ana Programı” adı altında sektörün gelişmesine yönelik bir program hazırlanmıştır. Ancak bu program dönem koşulları içinde uygulanamamıştır. Bununla birlikte 1950 yılında çıkarılan “5647 sayılı Turizm Müesseseleri Teşvik Kanunu”, Türkiye’de turizmin geliştirilmesi amacıyla çıkarılan ilk yasal düzenleme olma özelliği taşımaktadır (Akpınar, 2003: 3).

Planlı dönem öncesi turizmde büyük gelişmeler elde edilememesine rağmen bu dönemde turizmin gelişmesi için yapılan çalışmalar planlı kalkınma döneminin alt yapısını teşkil etmiştir denilebilir (Sözen, 2007:66).

  • Planlı Dönem Sonrası Turizm

Planlı dönem, 1963-1983 yılları arasında, devletin turizm gelişimini sağlamak üzere şartları oluşturduğu ve öncü olduğu ve turizm sektöründeki asıl gelişme gösterdiği dönem olarak adlandırılan  “birinci dönem” ve 1983’ten günümüze süregelen “liberalizasyon dönemi” olarak iki alt dönemde tanımlanabilir (Shoyuchap, 2008: 45).

Planlı dönem 1950-1960 yılları arasındaki plansız kalkınma anlayışına bir tepki olarak geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Türkiye’de 1963 yılından bu yana beş yıllık kalkınma planları biçiminde, dokuz dönem planlaması yapılmıştır. Her dönemde kalkınma planlarında turizme ve turizm yatırımlarına yönelik hedefler ve bu hedeflere ulaşmada faydalanılacak teşvikler yer almıştır. Kalkınma planı ve yıllık program hedeflerine uygun olarak hazırlanan teşvik mevzuatı ile uluslararası rekabet gücünü sağlamak için yatırımların uluslararası yükümlülüklere aykırılık teşkil etmeyecek şekilde teşviki, yönlendirilmesi ve desteklenmesi temel amaç olmuştur (Kozak ve diğerleri, 2000:119; Sözen, 2007: 65).

1960-1980 döneminde uygulamaya konan dört adet beş yıllık kalkınma planının içerisinde turizm sektörünün gelişimine yönelik çalışmaları toplu olarak incelediğimizde şu çıkarımları yapmak mümkündür. İlk kalkınma planıyla (1963-1967) turizm sektörünün döviz kazandırma ve ödemeler bilançosu açığının kapatma görevi ön plana çıkarılmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin buna imkan sağlayacak doğal ve tarihi olanaklarının da olduğu açıklanmıştır (DPT, 1963: 425). Kitle turizmi ve sosyal turizm kavramları bu yıllarda gündeme gelmiştir. Özellikle İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972) ile birlikte turizm sektörünün yalnızca ödemeler dengesine olumlu katkıda bulunan özelliğinden değil aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel faydalarından da yararlanılması gerekliliğine dikkat çekilmiştir. Bu planla ilk defa dış turizm gelirleri ve yabancı turist sayısını artırmak için yatırımların turistik potansiyeli yüksek Akdeniz ve Güney Ege gibi kıyı bölgelerine yoğunlaştırılması gereğinin üzerinde durulmuştur. Kitle turizmine uygun olarak altyapı tesisleri, yardımcı imkânlar ve örnek tesislerin kamu kesimi, diğer turistik yatırımların ise özel sektör tarafından yapılması ilke olarak benimsenmiştir (DPT, 1967: .593). Üçüncü Beş  Yıllık Kalkınma Planında, açıklanan esas hedeflere ulaşabilmesi için, turizm yatırım ve işletmeciliğinde dış ve iç turizm talebine uygun olarak daha çok özel sektöre ağırlık verilmesi, turizmin hız kazandığı alanlarda arazi kullanımı ve tesis alt yapısı ilişkilerinin düzenlenmesi, tesislerinin düzensiz gelişimini engellemek amacıyla fiziksel planlama çalışmaların sürdürülmesi, kıyıların, turistik ve ulusal park niteliğindeki alanların toplum yararına kullanılmasının sağlanması ve korunmasını sağlayacak mevzuat hazırlanması ve sosyal turizmin gelişmesine önem verilmesi amaçlanmıştır (DPT, 1972: 616-617). Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında, 24 Ocak 1980 tarihinde, ekonomi adına yeni politik kararlar alındığı görülmektedir. Fakat 1980 yılı Eylül ayında askeri müdahaleler sonucunda bu plana ara verilmek zorunda kalınmış olduğu bilinmektedir.(Mutlu, 2012: 88). Bu dönem esnasında; turizmin öncelikli olarak yöre ve yerleşim merkezlerinin geliştirilmesine önem verilmesi yönünde karar alınmıştır. Bu kararlarla Türkiye’ye seyahat düzenleyen tur operatörlerinin ve havayolu şirketlerinin desteklenmesi amaçlanmıştır (Kozak vd. 2010: 117).

Türkiye’de 1980 sonrası  Türk turizmi için bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönem içerisinde, Türkiye turizm tarihinde hiç rastlanmayacak bir gelişme hızı yakalanmış, birkaç yıllık süreç içerisinde turistik arz kapasitesi, elde dilen döviz ve gelen yabancı sayılarında büyük gelişmeler yaşanmıştır. 1980 sonrası turizm ile ilgili olarak alınan kararlar içerisinde en önemli olanı, 2634 sayılı “Turizm Teşvik Kanunudur”. Bu yasal düzenlemeyle Türkiye’de turizm sektörüne o zamana değin uygulanmayan pek çok teşvik uygulamaya konmuştur (Akpolat, 2006: 4-5).

  • Türkiye Ekonomisinde Turizmin Yeri

Dünya ekonomisinde en hızlı gelişen sektörlerden biri haline gelen turizm sektörü, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından ekonomik kalkınmanın bir aracı olarak görülmektedir (Yavuz, 2006: 162). Turizm, günümüzde döviz girdisini arttırması ve istihdam sağlaması bakımından ulusal ekonomiye katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, uluslararası kültürel ve toplumsal iletişimi sağlayıcı ve bütünleştirici etkisi ile dünya barışının korunmasında büyük pay sahibi olan bir sektördür (Çımat ve Bahar, 2003: 1).  İktisadi açıdan bakıldığında turizm; enflasyonu ve işsizliği azaltmak, kalkınma ve büyümeyi gerçekleştirmek, bölgesel kalkınmayı sağlamak, dış borçları ödemek, ödemeler dengesini sağlamak ve dış ticaret açığını kapatmak, ulusal gelir ile birlikte refahı arttırmak gibi hedeflerin gerçekleştirilmesinde büyük rol oynamaktadır (Bahar, 2007: 138).

Dünyada gelişmekte olan birçok ülke açısından turizmin çekici yönlerinden en önemlisi, ekonomik yararlılığını daha kısa sürede gösterebilmesidir (Soyak, 2005: 72). Gelişmekte olan bir ülkelerden birisi olan Türkiye’de turizm endüstrisi özellikle 1980 yılından sonra çok büyük bir gelişme göstererek, ülke kalkınmasında lokomotif görevi üstlenmiştir. Günümüzde turizm, Türkiye‟de imalat sanayinden sonra gelen en önemli döviz kaynağıdır (Bahar, 2006: 138).

Elastik bir yapıya sahip olan turizm sektörü, birçok iç ve dış etkenlere bağlı olarak değişebilmektedir (Seckelmann, 2002: 88). Turizm sektörü, Türkiye’nin ekonomik kalkınma stratejisinde çok önemli bir konumda yer almaktadır. 1980’lerden itibaren gösterdiği önemli gelişmelerle, Türkiye’de turizm, dünyadaki bütün turistler için de ünlü bir turist çekim merkezi durumuna gelmiştir. Özellikle, turist sayıları ve turizm gelirleri açısından, 1983-1989 yılları arasında, Türk Dış Turizminin, diğer geleneksel turizm gelirlerine oranla artışı bir önceki yılla karşılaştırıldığında % 127 ile rekor bir seviyeye ulaşmıştır (Çımat ve Bahar, 2003: 2).

Genel olarak turizmin ekonomiye ve ülke gelişmesine katkısının neler olduğunu şu şekilde özetleyebiliriz: Turizmin bir ülke ekonomisine katkısı doğrudan ve dolaylı şekilde oluşur. Ülkeye giren yabancıların, turizm aktivitelerini gerçekleştirebilmek için harcadıkları paralar döviz girdisidir ve bu turizmin direkt katkısı olarak ifade edilebilir. Bu dövizler, GSMH’nin yükselmesini, ödemeler dengesinin iyileşmesini ve refah seviyesinin artmasını sağlar. Dolaylı etkilerini de şöyle sıralamak mümkündür; turizm bir hizmet sektörüdür, turist sayısı arttıkça bunlara hizmet verecek tesis sayısı da artacaktır, tesis sayısının artması, buralarda çalışacak insan sayısının artması demektir. Böylece istihdam alanları oluşur ve işsiz sayısı azalır (Tüzen, 2012).

  • Dış Ödemeler Dengesine Etkisi

Bir ülkede yaşayan kişilerin başka ülkede yaşayan kişiler ile (genellikle bir yılda) yaptıkları bütün ekonomik ilişkilerin tutulduğu hesaplara ödemeler bilançosu denilmektedir (Salvatore, 2004:429). Turizm sektörünün gelişmekte olan ülkelerde ödemeler bilançosuna yaptığı olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğu söylenebilir. Gelişmekte olan bir ülkeye yurt dışından turizm maksatlı gelen turistlerden elde edilen gelirler olumlu etkiler olarak nitelendirilebilir. Aynı zamanda yurtdışına çıkan turistler de olumsuz etkiler yani cari açığı arttırıcı etkiler olarak yorumlanabilir (İçöz ve Kozak, 2002:195).

Turizmden kaynaklanan döviz hareketlerinin ülke ekonomisi açısından önemi, ödemeler dengesi içindeki yeriyle ölçülmektedir. Döviz hareketleri, turist gönderen ülkenin döviz talebini, turist kabul eden ülkenin de döviz arzını arttırıcı bir rol oynamaması sebebiyle, ülkelerin ödemeler dengesini etkilemektedir. Turizm gelirleri bu özelliğiyle, döviz sıkıntısı çeken ve ödemeler dengesi açık veren ülkeler için oldukça önemli bir döviz kaynağıdır (Kar vd., 2004: 89).

Gelişmekte olan ülkelerde ödemeler dengesinde ortaya çıkan açıkların kapatılması, ancak ihracatın artırılması ile mümkün olabilmektedir. Kaynak yetersizliği nedeniyle dış borç yükü sürekli artan bu ülkeler, ödemeler bilançosundaki dengesizlikleri çözebilmek maksadıyla, kısa vadede elde edebilecekleri kaynakları tercih etmektedirler. Bu noktada turizm, kısa vadede gelir sağlayan önemli bir hesap kalemi olarak ödemeler dengesinde yer alır. Türkiye‟de kalkınma için büyük önem taşıyan döviz ihtiyacının karşılanmasında iki farklı yol kullanılabilmektedir. Bunlardan birincisi, ithalatın sınırlandırılmasıdır; ancak bu durumda piyasada ortaya çıkabilecek durgunluk, yatırımları ve istihdamı olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle döviz ihtiyacının karşılanması için ihracatın arttırılması gerekmektedir. Turizm de döviz ihtiyacının karşılanmasını sağlayan bir endüstri olarak büyük önem taşımaktadır (Coşkun, 2011: 89).

  • Gelir Yaratıcı Etkisi

Turizm sektörünün yarattığı gelirin ne kadar olduğunu ölçebilmek için, turizmle ilgili faaliyet alanlarında toplam üretimde bulunun ve turizme aktarılan payın bulunması gereklidir. Böylece, diğer sektörlerden bir kısmı, turizm sektörüne aktarılan mal ve hizmetleri ürettiğine ve turizme yönelik çalışan bu sektörler de başka sektörlerden girdi satın aldıklarına göre, ortaya gelir yaratma süreci çıkmaktadır (Metin, 2013: 15).

Turizm sektörü diğer birçok sektörle yakın ilişki içerisinde bulunması sebebiyle, turizm gelirleri diğer birçok mal ve hizmetlerin tüketimine ve ihracatına imkan sağlamaktadır. Başka bir deyişle turist bir ülkeye geldiğinde, o ülkede yaptığı her harcama sadece turizmle uğraşan kişilere değil, turistin harcama yaptığı diğer sektörlere de gelir sağlamaktadır (Kar vd., 2004: 90). Ayrıca artan turizm talebini karşılamak amacıyla yapılan turistik yatırımlar, gerek turizm sektörünün gerekse sektörü besleyen diğer sektörlerdeki üretim faaliyetlerinin gelirlerinin artmasına katkıda bulunur (Opuş, 2001: 40).

Turizmin ulusal gelire olan etkisi hesaplanırken sadece dış turizm hesap edilmekte, iç turizm ise dikkate alınmamaktadır. İç turizmin dış turizmden daha çok talep ve gelir yarattığı düşünüldüğünde, turizmin ülke ekonomisi ve ulusal gelir içindeki payı görünenden daha yüksek olduğu söylenebilir (Yarcan, 1996: 44).

  • İstihdama Etkisi

Turizm sektörünün emek yoğun bir sektör yapısına sahip olduğu için, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomiye en önemli katkıyı istihdam alanında sağlamaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde otomasyonun emek faktörünün yerini alması istihdam anlamında bir kayba sebep olmaktadır. Bu anlamda turizm sektörü gelişmekte olan ülkeler için özellikle istihdam anlamında çok büyük önem arz etmektedir (Koç, 2015: 16).

Turistik harcamalarının dolaysız ve dolaylı olmak üzere iki şekilde gelir etkisi yaratmasına ek olarak, turistik harcamalar dolaysız ve dolaylı istihdam etkisi de yaratırlar. Turizm sektörünün esas olarak emek yoğun üretim tarzına sahip olması nedeniyle, yaratılan dolaysız istihdam etkisi önemli boyutlara ulaşabilmektedir (Özkök, 2003: 73).

Turizm sektörü sadece turistik tüketim harcamalarının yapılması ve bu yolla gelir yaratılmasından oluşmamaktadır. Bununla beraber aynı zamanda turizm talebini karşılamak için işletmelerin yeni yatırımlar gerçekleştirmeleri de gerekmektedir. Diğer taraftan, turizm, yatırımın başlaması ile istihdam artışı sağlamaya başlarken, tamamlanmasıyla da o sektördeki nitelikli işgücünün istihdamı için yeni iş imkânları sunmaktadır. Konaklama, yiyecek-içecek, seyahat-ulaştırma ve rekreasyon alanlarında doğrudan, eğitim, bankacılar, tarım, inşaat ve sanayi gibi diğer sektörlerde ve yan sektörlerde ise dolaylı olarak iş olanakları yaratmaktadır (Tavmergen, 1998: 60).

Türkiye’de turizm sektöründe istihdamın temel özellikleri şöyle sıralanabilir (Olalı ve Timur, 1986: 102-103) :

  • Turizmin mevsimlik yoğunlaşması, işletmelerin sürekli personele ilave olarak mevsimlik personel istihdam etmesine neden olmaktadır,
  • Turizm sektörü, yarı kalifiye ve niteliksiz işgücüne istihdam olanağı sağlamaktadır,
  • Turistik işletmelerin büyüklüğü, istihdam edilecek personel sayısını doğrudan etkilemektedir,
  • Turizm sektöründe; aile tipi işletmeler yaygın olduğu için, istihdam edilen personel sayısı diğer sektörlerle karşılaştırıldığında kadın, çocuk ve yaşlı personel diğer sektörlere göre daha fazladır,
  • İstihdam edilen eğitimli personel oranı; bölgelere ve işletme türlerine göre farklılıklar göstermesine rağmen, düşük seviyelerde kalmaktadır,
  • Özel çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri, hafta sonu ve diğer resmi tatil günlerinde çalışma zorunluluğu; turizm sektöründe çalışanların büyük bir baskı altında kalmasına sebep olmaktadır. Bu durum, sosyal bakımdan da bazı sıkıntılar yaratmaktadır,
  • Turizm endüstrisinde; küçük ölçekli işletmelerin yaygın olması ile birlikte, işgücü devir oranının yüksek olması, meslek örgütleri ve sendikalara üye olma oranını azaltmaktadır.

 

  • Bölgesel Ekonomik Gelişmeye Etkisi

Türkiye doğal, tarihi ve kültürel kaynaklarının çeşitliliği, bu kaynakların farklı turizm türlerinin geliştirilmesine elverişli olması açısından zengin bir turizm destinasyonudur (İTO, 2007: 110). Ülkenin hemen hemen her bölgesinde bulunabilecek bu turizm kaynaklarının geliştirilmesi ile turizmin Türkiye‟de bölgelerarası dengeli ekonomik kalkınmaya katkı sağlaması mümkündür (Coşkun, 2011: 100).

Türkiye’de bölgesel olarak yatırımlar büyük ölçüde kıyı şeridinde ve özellikle Antalya’da yoğunlaşmıştır. Ancak son yıllarda turizm politikalarında çevrenin korunması, alternatif turizm türlerinin geliştirilmesi, turizm sezonunun uzatılması, turizm açısından gelişmemiş yörelere yapılacak yatırımların teşvik edilmesi ve küçük ölçekli aile işletmeciliğinin özendirilmesi ile turizm farklı bölgelerde gelişmeye başlamıştır (Coşkun, 2011: 100).

  • Türkiye’de Turizm Politikası

Türkiye son 50 yılda benimsediği dışa açılma politikaları ile ekonomik açıdan önemli bir değişim süreci geçirmiştir. Bu değişim, dünya turizminin hızla gelişmesinin de etkisiyle, turizm endüstrisinde daha belirgin bir biçimde ortaya çıkmıştır (Bulut, 2000: 81-82).

Turizm politikası dünyanın farklı bölgelerinde farklı düzeylerde ele alınmış olsa da, bugünkü turizm politikasının ortaya çıktığı dönem 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa olarak belirlenir. Bu dönemde Avrupa, savaşın ortaya çıkardığı gerileme ve hasarları bir araç ve ekonomik kalkınma açısından çok ihtiyaç duyulan döviz girdisinin hızlı bir şekilde sağlanması için potansiyel bir kaynak olarak görülmüştür. Avrupa 1940’lı yılların sonunda detaylı turizm politikaları oluşturmuş ve 1950’lerde turizm ürünü için iyi tanımlanmış uluslararası bir politikaya sahip olmuştur (Coşkun, 2004: 8).

Turizm politikası, bir ülkede turizm endüstrisini geliştirmek, yönlendirmek ve denetlemek amacıyla yönetimler tarafından çeşitli araçlar kullanılarak belirlenen yaklaşımlar ve hedefler, alınan önlemler veya bunların bütünü şeklinde ifade edilmektedir (Usta, 1993: 192).

Turizm politikasının temel olarak beş niteliği vardır (Hall, 1996: 2):

  • Politika, bir grup insan için karar verme süreci ile ilgilidir.
  • Kararları etkileyen, farklı seçenekleri oluşturmaya yardımcı olan kararlar, politikalar ve ideolojilerle ilgilidir.
  • Politika kararlarını kimin vereceği ve bunların kitleleri ne ölçüde temsil edebileceği ile ilgilidir.
  • Politika karar süreçleri ve karar süreçlerinin gerçekleştiği kurumlarla ilgilidir.
  • Politika kararların ne şekilde uygulanacağı ve toplum üzerindeki etkileri ile ilgilidir.

Türkiye’nin genel turizm politikasının amaç ve kısa açıklamaları aşağıda olduğu gibidir (Sivil, 2007: 89-90);

  • Rekabet Gücü Yüksek ve Verimli Bir Turizm Ekonomisinin Geliştirilmesi Ekonomik içerikli bir amaçtır. Turizm hareketi, potansiyelin en çağdaş ve cazip bir şekilde sunulması ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle altyapı ve üst yapı çalışmalarının en iyi şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Hizmet sunan personelin eğitim ve donanımı sağlanmalıdır. Ekonomik anlamda mevcut turizm arzından optimal yararlanılmalıdır. Farklı arz türleri dengeli geliştirilmelidir. Ürün pazarlanmasında etkinlik sağlanmalı ve istikrarlı fiyatlar belirlenmelidir. Turizm mevsimsel ve mekânsal olarak dengeli dağıtılmalıdır. Farklı bölgelerin sahip oldukları çeşitli turizm potansiyelleri dikkate alınarak bölgeler bunlara uygun geliştirilmelidir. Türkiye’nin uluslar arası turizm pazarı içindeki payı arttırılmalı ve rakip ülkelere kıyasla istikrarlı fiyatlar oluşturulmalıdır.
  • Turistler ve Yerel Halk için En iyi Soysal Ortamın Oluşturulması Sosyal içerikli bir amaçtır. Turistlerin serbest dolaşımını engelleyen vize, gümrük   işlemleri   vb   azaltılmalı,   ülkemizin   yararlarına   ve   güvenliğine   gölge düşürülmemesi şartıyla turistlere yeterli özgürlükler verilmelidir.  Turistlerin ticari amaçlı istismarı önlenmelidir

 

  • Türkiye Turizminin Genel Özelliklerinin İstatistiki Veriler Açısından Değerlendirilmesi

Türkiye’nin 2001-2016 yılları arasında ortalama turizm geliri ve ortalama geceleme sayısı Tablo-1’de gösterilmiştir. Tablo-1 incelendiğinde yıllara göre ziyaretçi sayılarının arttığı görülmektedir. Buna paralel olarak da turizm gelirlerinde de artış olduğu gözlemlenmektedir. Turizmin ekonomideki önemi dikkate alındığında gelirlerdeki artış turizm sektörünün geliştiğinin bir göstergesidir.

Tablo-1 Turizm Geliri ve Ortalama Geceleme Sayısı, 2001 – 2016

 Toplam
Yıl

 

Yıllık Turizm  geliri

( 000 $)
Ziyaretçi sayısı

 

Kişi başı ortalama
harcama

($)
Ortalama geceleme sayısı
2001 Yıllık 10 450 728 13 450 127 777
2002 Yıllık 12 420 519 15 214 514 816
2003 Yıllık 13 854 868 16 302 053 850 11,1
2004 Yıllık 17 076 609 20 262 640 843 10,7
2005 Yıllık 20 322 111 24 124 501 842 10,4
2006 Yıllık 18 593 950 23 148 669 803 12,0
2007 Yıllık 20 942 501 27 214 988 770 11,3
2008 Yıllık 25 415 067 30 979 979 820 11,0
2009 Yıllık 25 064 481 32 006 149 783 11,2
2010 Yıllık 24 930 996 33 027 943 755 10,8
2011 Yıllık 28 115 694 36 151 328 778 11,0
2012 Yıllık 29 007 003 36 463 921 795 10,8
2013 Yıllık 32 308 991 39 226 226 824 10,2
2014 Yıllık 34 305 904 41 415 070 828 10,0
2015 Yıllık 31 464 777 41 617 530 756 10,1
2016 Yıllık 22 107 440 31 365 330 705 11,4
Kaynak: TÜİK Çıkış Yapan Ziyaretçiler ve Vatandaş Giriş   Araştırmaları http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist ErişimTarihi: 20.05.2017.

 

2010-2016 yılları arasında yurt dışına giden vatandaşların gittikleri ülkelere göre dağılımı Tablo-2’de verilmiştir. Tablo-2 incelendiğinde Türk Vatandaşlarının en fazla ziyaret ettiği ülkenin Bulgaristan olduğu görülmektedir. En az ziyaret edilen ülke ise Japonya’dır.

Tablo-2 Gidilen Ülkelere Göre Yurt Dışına Giden Vatandaşlar, 2010-2016

Ülke 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
A.B.D.   235 389   234 228   150 960  103 753    119 206    251 903    313 654
Almanya   549 198   425 428   383 472  315 384    493 592    477 927    531 933
Avustralya   6 681   12 366   12 594  9 066    5 985    4 983    10 619
Avusturya   74 449   75 511   72 423  51 387    75 229    59 078    81 899
Azerbeycan   335 995   394 132   437 657  365 167    235 736    212 308    212 274
Belçika   48 549   52 959   38 170  8 279    18 673    34 735    43 672
Bulgaristan   988 616   714 360   664 946  653 640    620 896    659 140    782 997
Danimarka   6 342   7 115   6 145  4 557    7 944    1 882    14 286
Fransa   92 981   87 408   87 207  23 025    73 138    91 901    136 130
Gürcistan   450 212   430 238   580 184 1 164 100   1 231 691   1 143 377   1 173 182
Hollanda   68 508   78 414   29 856  18 513    31 777    94 441    87 792
İngiltere   95 328   59 614   66 182  24 963    22 937    53 533    51 937
İran   301 581   293 683   258 072  203 039    161 610    163 500    243 559
İspanya   24 871   39 928   21 596  31 223    32 477    74 867    110 873
İsrail   12 099   4 860   5 099  20 016    13 482    27 327    16 855
İsveç   4 610   6 088   2 446  3 714    7 514    8 265    13 485
İsviçre   50 328   73 471   40 117  23 053    54 112    44 639    61 779
İtalya   138 271   191 415   247 927  232 030    196 359    271 064    215 390
Japonya   1 953   1 704    415  3 696    1 083    7 621    1 394
Kanada   14 506   9 390   15 404  17 674    13 993    18 677    34 962
Rusya Federasyonu   189 827   118 563   110 359  114 966    143 448    169 302    83 375
Suriye   653 370  1 002 779   473 862  1 880     654     634
Tunus   4 066   1 100   533    4 637    8 472    13 143
Ukrayna   105 231   83 151   66 813  89 474    59 163    91 210    114 593
Yunanistan   428 721   345 653   447 908  598 936    741 037    898 919    785 90

Kaynak: TÜİK Vatandaş Giriş Araştırması, http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist Erişim Tarihi: 20.05.2017

 

2010-2016 yılları arasında Türkiye’ye giriş yapan yabancı ve vatandaşlara ait verilerTablo-3’ de verilmiştir. Tablo-3 incelendiğinde ülkeye giriş yapan kişi sayısının yıllara     göre artış gösterdiği anlaşılmaktadır.

Tablo-3 Türkiye’ye  Giriş yapan yabancı ve vatandaşlar 2010-2016

Milliyet 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
OECD Ülkeleri (Avrupa) 14 209 364 15 599 564 15 583 736 15 954 808 16 376 814 15 870 330 10 352 977
Almanya 4 385 263 4 826 315 5 028 745 5 041 323 5 250 036 5 580 792 3 890 074
Avusturya 500 321 528 966 505 560 518 273 512 339 486 044 310 946
Belçika 543 003 585 860 608 071 651 596 660 857 617 406 413 614
Çek Cumhuriyeti 174 426 223 369 223 986 217 254 226 189 212 464 87 328
Danimarka 314 446 369 867 391 312 402 818 408 287 408 841 329 618
Finlandiya 143 204 186 562 195 083 219 044 228 138 213 803 122 185
Fransa 928 376 1 140 459 1 032 565 1 046 010 1 037 152 847 259 555 151
Hollanda 1 073 064 1 222 823 1 273 593 1 312 466 1 303 730 1 232 487 906 336
İngiltere 2 673 605 2 582 054 2 456 519 2 509 357 2 600 360 2 512 139 1 711 481
İrlanda 111 065 118 620 110 863 112 665 105 001 101 379 54 221
İspanya 321 325 300 084 278 164 290 422 283 926 236 063 106 582
İsveç 447 270 571 917 617 811 692 186 667 551 624 649 320 580
İsviçre 271 139 328 825 354 461 379 344 394 458 380 338 215 194
İtalya 671 060 752 238 714 041 731 784 697 360 507 897 213 227
İzlanda 6 476 6 156 5 797 4 909 8 691 9 579 3 314
Lüksemburg 11 262 13 286 14 034 15 733 15 310 12 764 4 831
Macaristan 90 944 103 918 94 409 97 074 119 977 140 197 64 737
Norveç 299 405 375 502 406 879 412 870 326 292 282 210 156 215
Polonya 428 275 486 319 428 440 423 129 510 569 500 779 205 701
Portekiz 53 373 52 319 46 606 45 928 52 851 56 312 27 015
Slovakya 91 765 122 088 126 974 127 455 136 899 151 514 61 477
Yunanistan 670 297 702 017 669 823 703 168 830 841 755 414 593 150

Kaynak: TÜİK, http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1072 Erişim Tarihi: 20.05.2017

 

İKİNCİ BÖLÜM

AZERBAYCAN TURİZMİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ

2.1. Azerbaycan Turizminin Tarihsel Gelişimi

Azerbaycan,     Dağları, ovaları, nehirleri, gölleri, 825 km’lik Hazar Denizi sahil şeridi, zengin mineral suları, birçok iklim tipinin bir arada yaşanması ve zengin tarih hazinesi ile turizm potansiyeli oldukça yüksek bir ülkedir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde görülen 11 iklim tipinden 9’nun Azerbaycan’da bulunması, turizm etkinliklerinin çeşitliliğini sağlamaktadır. Azerbaycan’da turizm etkinlikleri daha çok dinlenmeye yönelik olup Hazar Denizi kıyıları ile kaplıcaların bulunduğu yerleri içine almaktadır. Bu durumda rekreasyona dayalı iç turizmin üstünlük taşıdığı ve kıyı-deniz turizmi ile kaplıca turizminin yaygınlık kazandığı görülmektedir. Bu da sağlık turizmini canlandırmaktadır. Azerbaycan’da çok fazla şifalı su kaynağının, volkan çamurlarının, tuzlu göl tedavi çamurlarının, şifalı çamur petrollerinin bulunması ülkenin sağlık turizmi açısından ne kadar elverişli koşullara sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, Azerbaycan’ın Büyük Kafkas, Küçük Kafkas ve Talış Dağları gibi yüksek relyef alanlarına sahip olması, dağ ve av turizmi yönünden yüksek potansiyel taşımasını sağlamıştır (Növresli, 2016: 195-196).

Azerbaycan’da Turizmin tarihi 20. yüzyılın başlarına kadar gitmektedir. 1908 yılında Kırım Kafkas dağ kulübünün bir bölmesi Bakü’de kurulmuştur. Bu bölmenin başlıca görevi Kafkaslarda turizmle ilgili araştırmaların yapılması ve seyahatlerin düzenlenmesi idi. 19. yüzyılın sonları 20. yüzyılın başlangıcı Bakü kervansarayları otel olarak kullanılmağa başlatılmıştır. Rusya Turist Topluluğu 1910 yılından Kafkaslarda ilk gezileri düzenlemeye başlamıştır (Mursalov, 2009: 87).

Organize edilmiş turizm ve seyahatlerin tarihi 1932 yılına dayanmaktadır. O günlerde “Proleter Turizmin ve Seyahatlerin Umum İttifak Gönüllü Cemiyeti”  diye adlandırılan turizm örgütünün Bakü’deki şubesi işe başlamıştır. Bu şubenin yaratılmasındaki amaç, köylü ve işçi kitleleri arasında turizm ve seyahat faaliyetlerini geliştirmekle beraber, onun siyasi önderliğini güçlendirmekti (Cabir ve Sabir, 2000: 7)

1934 yılında Bakü’de “İnturist” otelinin faaliyete başlaması ile birlikte Umum İttifak İnturist Hissedar Cemiyeti’nin (A.Ş.) Bakü şubesi de faaliyete başlamıştır. SSCB’nin Merkezi İcra Komitesinin 7 Nisan 1936 tarihli kararına dayanarak, ülkede turizm ve seyahat faaliyetleri Umum İttifak Hemkarlar İttifakının (Sendika) Merkezi Şurası’na devredilmiştir. Buna bağlı olarak Azerbaycan Merkezi İcra Komitesi’nin Proleter Turizmi ve Seyahat Dairesi’nin yerine Azerbaycan Hemkarlar İttifakları Şurasının Turizm ve Seyahat Dairesi . (Mursalov, 2009: 87).

UHİMŞ sekreterliğinin 23 Aralık 1957 tarihli 20 sayılı kararına esasen 1958 yılında Azerbaycan Turizm ve Seyahat Dairesi yaratılmıştır. Yeni daire, turizmin tanıtımı, seyahatlerin düzenlenmesi, turistik tesislerin kurulması ve mevcut olan tesislerde yatak sayısının arttırılmasını, turistik araç ve gereçlerin kiralama noktalarını arttırılması, turistik ulaşım sisteminin düzenlenmesi, turistik literatürün basılması ve turizm çalışanlarına eğitim kurslarının düzenlenmesi gibi bir çok görevi üstelenmiştir. Azerbaycan Turizm ve Seyahat Dairesi 1962 yılından itibaren Azerbaycan Cumhuriyeti Turizm Şurası, 1969 yılından sonra ise Azerbaycan Cumhuriyeti Turizm ve Seyahat Şurası olarak adlandırılmıştır.

1963 yılında Bakü’de bir turistik kulüp, Nabran’da “Hazar” turist kampı, 1965 yılında Bakü’de, iki yıl sonra ise Gence, Sumgayıt, Naftalan ve Bakü’nün Merdekan kasabasında seyahat büroları yaratılmıştır. 1970 yılında Zagatala’da, 1972 yılında Şuşa’da, 1975 yılında Gebele’de ve Haçmaz rayonunun Nabran kasabasında “Dostluk” adında turistik kamplar, Bakü’de ise “Karabağ” oteli faaliyete geçmiştir. Bu yıllarda iç turizm ile beraber dış turizmin çeşitlendirilmesine de önem verilmekteydi. Dış turizmin maddi ve teknik tabanının zenginleştirilmesi amacı ile 1973 yılında Bakü’de 1042 yatak kapasiteli “Azerbaycan” oteli açılmıştır. 1978 yılında İnturist Hissedar Cemiyeti’ne 200 yataklık konforlu odalara sahip “Moskova” oteli de eklenmiştir. (Mursalov, 2009: 87-88).

Azerbaycan’da 1988 ve 1989 yıllarındaki olayların sosyal ve siyasi çevrede negatif etkilerine nedeniyle, Azerbaycan da dahil olmak üzere, bütünlükle Kafkaslar bölgesinde siyasi durumun belirsiz olması, turizm sektörünü olumsuz etkilemiştir. 1990 yılının ilk çeyreğinden itibaren Azerbaycan’dan geçen uluslararası turistik güzergahlar iptal edilmiştir. (Mursalov, 2009: 89).

1992 yılından başlayarak, Azerbaycan, başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, Büyük Britanya, Çin, Pakistan, Polonya, Avusturya, İspanya, İtalya, Bulgaristan, Yunanistan, Fransa, Romanya, İran ve BDT ülkeleri ile turizm alanında işbirliği anlaşmaları imzalamıştır. Bu anlaşmalar, ortak proje, personel eğitimi, sergi, kongre, konferans ve diğer etkinlikleri kapsamaktadır (GSTB, 2001: 8).

2.2. Azerbaycan Turizminin Arz ve Talep Yapısı Bağlamından Mevcut Durumu

Turizm arzı, belirli şartlar altında bir memleketin turistlere satmaya hazır olduğu turistik zenginliklerdir. Turizm doktrini turizm arzını, “bir ülkenin turistik işletmeleri ve kurumları kanalı ile turistlere sunduğu maddi ve manevi hizmetlerin bütünü” şeklinde tanımlanmaktadır. En basit tanımıyla turizm arzı, belirli şartlar altında bir ülke, bölge veya turistik istasyonun turistlere satmaya hazır olduğu turistik zenginliklerdir58. Dr.t2/39

Turizm arzının özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz (Növresli, 2016: 40-41):

  1. Turizmde arz ancak büyük yatırımlarla oluşabilir,
  2. Turizm sektöründeki krizler, turizm talebindeki mevsimlik dalgalanmalar, politik huzursuzluklar ile tesadüfi faktörlerden çok etkilenen turizm endüstrisinin ürettiği mal ve hizmetler stok teşkiline elverişli değildir,
  3. Turizm arzında ikame imkanlarının yüksek olması risklerin dağıtımını güçleştirmektedir,
  4. Yapısal Özellik: Bazı hizmet sektörlerinde olduğu gibi, turizm sektöründe de insan gücü yerine makinelerin ikame edilmesi sayısız güçlükler ve imkansızlıklar ortaya çıkardığından teknik gelişmeyi paralel bir prodüktivite artışı sağlanamamıştır. Bu nedenle sermaye-yoğun üretimde yeni teknolojilerin uygulanması mal ve hizmet üretiminde maliyet azalmalarını getirirken, emek-yoğun üretimin hakim olduğu turizm arzında ve bilhassa konaklama endüstrisi maliyetlerinde bir azalma görülmemiştir.
  5. Turizm arzı, diğer turistik istasyondaki fiyatların etkisi ve tüketicideki değişik eğilimler ve gereksinimler gibi dış etkenlerin etkisi ile ayrıcalıklar gösterir.
  6. Turizm arzı inelastik bir özellik gösterir: Turizm endüstrisi ve diğer endüstriler gibi ekonomik değişkenlere karşı tepki gösterir.

Turizm talebi ise belirli piyasa koşullarında, turistik mal ve hizmetleri, çeşitli nedenlerle, kendi konaklama yeri dışında satın alma isteğinde bulunan ve bu isteğini gerçekleştirecek olanağa sahip olan insanların miktarıdır (Şahin, 1990:18).

Azerbaycan’ın turizm potansiyeli, güzellikleri, tarihi eserleri, eşi bulunmayan sanat yapıları ile turizmin gelişmesi için birçok ülkeden daha büyük olanaklara sahiptir. Bakü ve ümumen Abşeron  kıyılarında yazlar uzun ve güneşlidir, yıllık ortalama güneşlenme süresi birçok ülkelerden daha uzundur. Buralarda deniz suyunun sıcaklığı 5-6 ay süreyle 20 derecenin üzerindedir. Bu kıyılar, özellikle Avrupa’nın soğuk, sisli ve yağışlı yerlerde yaşayanlar için ideal bir tatil yeri, adeta bir cennettir. Nabran,  Yalama, Xaçmaz yöresinin benzeri olmayan plajlar, yeraltı su kaynakları ile zengin ormanları turistlerin ilgisini çeker. Kafkas Dağları, Kura-Aras nehirleri, Göy Göl, yaylalar, ormanlar; volkanik dağlar, püsküren çamur volkanlar, Azerbaycan’ın turizm potansiyelini arttırmaktadır (Hüseyinov ve Efendiyeva, 2007: 3-6).

Özellikle son dönemlerde Azerbaycan turizm sektöründe Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ülkenin mevcut turizm potansiyelinin uluslararası alanda tanınması, turistlerin Azerbaycan’a çok sayılı seyahatlerinin organizesi, turistik ürün çeşitlerinin geliştirilmesi, hukuki çerçevenin oluşturulması, turizm sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lerin geliştirilmesi, çağdaş turistik alt-yapının yaratılması yönünde  çalışmalar yapılmaktadır. Geçtiğimiz yıllar içinde Azerbaycan turizm sektöründe çok sayıda uluslararası etkinlikler gerçekleştirilmiştir.

2.3. Azerbaycan Turizminin Ekonomiye Katkıları

2012 yılında ülkeye ziyarette bulunan toplam yabancı turist sayısı 1,98 milyona ulaşmıştır. 2013 yılında da turist sayısı 2,13 milyon olmuştur.8 Ülkenin turist sayısında az da olsa istikrarlı bir şekilde artış görülmektedir. Azerbaycan’a gelen turistlerin %33,1’i eğlence ve gezi; %30,5’i iş; %31,6’sı ise akraba ziyareti amacı ile gelmektedir. Akraba ziyareti ile gelen turistlerin fazla olması Azerbaycan’ın Rusya, Gürcistan, İran ve Türkiye’de çok fazla diasporasının veya akrabalık bağlarının olduğunu göstermektedir. Nitekim 2013 yılı verilerine göre ülkeye 903 bin Rusya, 810 bin Gürcistan, 361 bin Türkiye ve 143 bin İran vatandaşı giriş yapmıştır. Bu 4 ülke tüm turist sayısının %88’ini oluşturmaktadır. Türkiye, Azerbaycan’a Rusya ve Gürcistan’ın ardından en fazla turist gönderen 3. ülke konumundadır (Karaca ve diğ., 2016:  41)

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

TÜRKİYE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ

 3.1. Azerbaycan Hakkında Genel Bilgiler

Coğrafi Yapısı: Azerbaycan, 44-52 derece doğu meridyenleri ile 38-42 derece kuzey paralelleri arasında, Kafkasların geçiş noktaları üzerinde, Büyük ve Küçük Kafkas Dağları arasında yer almaktadır. Bölgenin en önemli özelliği tarihi geçit ve ticaret yolları üzerinde bulunmasıdır. Kuzeyinde Gürcistan (480 km) ve Rusya Federasyonu’na bağlı Dağıstan Özerk Cumhuriyeti (390 km); güneyinde İran İslam Cumhuriyeti (756 km); batısında Ermenistan (1.007 km) ve Türkiye Cumhuriyeti (Nahcivan ile 11 km sınırı bulunmaktadır); doğusunda ise dünyanın en büyük gölü kabul edilen Hazar Denizi (400.000 km2 alan-enderin yeri 1.025 m.) (713 km) yer almaktadır. Ülkenin yüz ölçümü (%11,5 orman, %1,6 su havzası, %50 tarıma elverişli topraklar ve %36,9 diğer alanlar) 86.600 km2’dir. Azerbaycan’ın arazi yapısının yaklaşık %50’sini dağlık alanlar oluşturmaktadır. Ülkenin ortalama deniz seviyesinden yüksekliği 657 metredir. Dağlık arazi Büyük Kafkas, Küçük Kafkas ve Talış Dağlarından oluşur. Kür-Aras ovası en büyük düzlüktür. En düşük rakım (Hazar Denizi) -28 m ve en yüksek nokta (Bazardüzü Dağı) +4.466 m’dir. En uzun nehri toplam 1.364 km uzunluğu ile Hazar Denizi’ne dökülen Kura (Kür) Nehri’dir. Aras Nehri ise 1.072 km ile ikinci sıradadır. Her iki nehir Türkiye’de doğmakta olup, Azerbaycan’da birleşmekte ve Hazar Denizi’ne dökülmektedir. En büyük doğal gölü 67,0 km² ile Sarısu Gölü, en büyük yapay gölü ise 605,0 km² ile Mingeçevir Baraj Gölü’dür (Karaca ve diğ., 2016:  10)

Siyasi ve İdari Durum: Azerbaycan Parlamentosu, 31 Ağustos 1991’de, ülkenin bağımsızlığını ilan etmiş ve 18 Ekim 1991 tarihinde de Meclis Bağımsızlık kanununu kabul etmiştir. Ülke, 12/11/1995 tarihine kadar 1991’de Azerbaycan Yüksek Sovyeti tarafından kabul edilen, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının yeniden ihdas edilmesine dair kanunun verdiği yetkiyle idare edilmiştir. DR.T2./15 KENDİSİ Başkanlık sisteminin egemen olduğu ülkede, Cumhurbaşkanlığı seçimi beş yılda bir yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı, hem devletin ve hem de icranın başıdır. Azerbaycan Milli Meclisi 125 milletvekilinden oluşmaktadır. Bunların 25’i siyasi partilerden, 100’ü ise bağımsız olarak seçilmiştir. Yasama yetkisi 5 yılda bir yenilenen Milli Meclis’e, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına ve yargı yetkisi de bağımsız Mahkemelere bırakılmıştır. Ülkede 30’un üzerinde irili ufaklı siyasi parti faaliyet göstermektedir. Azerbaycan’ın başkenti 2,2 milyonluk nüfusu ile ülkenin de en büyük şehri olan Bakü’dür. Azerbaycan, 10 iktisadî bölgeye ayrılmış olup, bu bölgeler 14 büyükşehir, 66 rayon ve 78 şehirden oluşur. Bununla birlikte Nahcivan, Azerbaycan ile kara bağlantısı bulunmamasına rağmen Azerbaycan’a bağlı bir özerk cumhuriyettir.3 Bakü, Sumgayt, Gence, Mingaçevir, Khirdalan, Şirvan, Nahcivan, Şeki, Yevlakh ve Lankaran ülkenin en önemli şehirlerini oluşturmaktadır (Karaca ve diğ., 2016:  12).

Demografik Yapı: Azerbaycan Cumhuriyeti’nin nüfusu 2015 yılı itibariyle yaklaşık 9,6 milyon kişiye yükselmiştir. Nüfusun %53,1’i şehirlerde, %46,9’u kırsalda yaşamaktadır. Nüfusun %49,8‘i erkek, %50,2’si ise kadındır. Ülke nüfusunun %22,5’ini 0-14 yaş grubu, %68,2’sini 15-60 yaş grubu, %9,4’ünü ise 60 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Azerbaycan nüfusunun 91,6’sını Azeriler oluşturmaktadır (Karaca ve diğ., 2016:  13).

İş Gücü Yapısı: Çalışan kesimin yaş limiti erkeklerde 16-65, kadınlarda 16-60’tır. Çalışan kesim genellikle 30-40 yaş arasında yoğunlaşmaktadır.6 Azerbaycan’da 2014 yılı sonu itibarı ile çalışabilir nüfus 4.840.700 kişi olup, bu rakam nüfusun %51,1’ini oluşturmaktadır. Toplam çalışabilir nüfusun 4.602.900’ü aktif çalışan, 237.800’ü işsiz nüfustan oluşmaktadır. 2014 yılı sonu itibarı ile resmi işsiz statüsü alanların sayısı (istihdam kurumuna kayıtlı) 28.600’dür. Buna göre, kayıtlı işsizlik oranı %0,59; genel işsizlik oranı ise %4,91’dir (Karaca ve diğ., 2016:  15).

Doğal Kaynaklar ve Çevre: Azerbaycan geniş tarım topraklarına sahiptir. Ülke topraklarının yaklaşık %50’si tarımsal arazilerden, %2,5’i ise kentsel alanlardan oluşmaktadır. Toprakların %11,5’i ise ormanlık arazidir.10 Azerbaycan, ekolojik olarak çok çeşitli bir coğrafi yapı sergilemektedir. Ülke, deniz seviyesi altında düzlükler, Kafkas bölgesinde 4.000 metre yüksekliğinde dağlar, çöller ve sub-tropik alanlarla kaplıdır. Ülke topraklarının yarıdan fazlası alçak arazilerden oluşmaktadır. Tamamı Kafkas havza sında akan nehirler gemi taşımacılığına elverişli değildir. Sulama sistemleri su depoları ile düzenlenmektedir. En büyük su deposu ülkenin batısındaki Kura nehri üzerinde yer alan Mingeçevir baraj gölüdür. Azerbaycan yeraltı kaynakları bakımından çok zengin bir ülkedir. Başlıca kaynakları, petrol, doğalgaz, kurşun, çinko, bakır, demir cevheri, barit, alüminyum, kobalt, arsenik, mermer, kireç taşı, siyanit, maden tuzu ve kaya tuzudur. Az miktarda altın ve gümüş gibi değerli madenler de bulunmaktadır. Ülkenin en büyük yeraltı zenginliği petroldür. Petrol (Azerbaycan Türkçesinde neft) ve doğalgaz, Bahar, Kum Adası, Neft Taşları, Neftçala ve Sangaçal’da çıkarılmaktadır. Kaynakların çoğunun kullanılmasına rağmen, madenciliğin acil modernizasyona ihtiyacı vardır (Karaca ve diğ., 2016:  17-18).

 

3.2. Türkiye Azerbaycan İlişkilerinin Siyasi Açıdan Değerlendirilmesi

Türkiye Azerbaycan ilişkileri Azerbaycan’ın Sovyetler tarafından işgali ile zayıflamaya başlamış ve Azerbaycan’ın SSCB içinde yer alması ile kesilmiştir. 1980’li yılların sonuna doğru uluslararası ortamın yarattığı şartlar altında gelişmeye başlamıştır. Bilindiği gibi 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla başlayan süreç Aralık 1991 tarihinde SSCB’nin kendini feshetmesiyle sonuçlanmıştır (Arif, 2004: 317).

8 Eylül tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilmiş ve Muttalibov ilk cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bağımsızlığın ilan edilmesinin ardından, Muttalibov, Rusya ağırlıklı bir politika izlemiş ama diğer bölge ülkeleri ile de genel olarak dostça ilişkiler kurmaya çalışmıştır.280 YL.T5/75 Muttalibov aynı zamanda Türkiye ile ilişkileri geliştirme yönünde çabalarda da bulunmuştur. 14 Ocak 1992 tarihinde Türkiye Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Daire Başkanı Bilal Şimşir başkanlığındaki heyeti kabul etmiş, bu görüşmede iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurulması, büyükelçilikler açılması karara bağlanmıştır. Ardından Muttalibov, 23 – 24 Ocak tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etmiş, ziyaret sırasında iki ülke arasında askeri alan dışında ikili ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanmıştır (Cafersoy, 200:122).

Bağımsızlığın ilanından sonra Azerbaycan ile Türkiye arasında resmi ilişkiler 9 Kasım 1991’de Türkiye’nin Azerbaycan’ı tanıması ile başlamıştır. Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkenin Türkiye olmasının ardından, Azerbaycan ile ekonomik ve ticari ilişkilerinde büyük bir gelişme kaydedilmiştir. Türkiye Azerbaycan’da 14 Ocak 1992 tarihinden itibaren büyükelçilik olarak temsil edilmeye başlanmıştır. Tarihi, coğrafi ve manevi değerlerle bağlı olduğu Azerbaycan ile bağımsızlığından itibaren çeşitli sahaları içeren, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin hukuki altyapısını oluşturan 150 civarında çeşitli işbirliği, antlaşma ve protokol imzalanmıştır

1992 yılında Azerbaycan’da yapılan devlet başkanlığı seçimini Ebülfez Elçibey’in kazanması Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin daha da gelişmesine katkı sağlamıştır. Türklüğe, Türkiye’ye ve Atatürk’e ilişkin olumlu görüşleri ve söylemleri, iki devlet arasında samimi bir hava oluşturmuştur. Elçibey, iki devlet arasında stratejik ortaklığa ilişkin herhangi bir anlaşma bulunmamasına rağmen Azerbaycan dış politikasını “Türkiye’nin stratejik çıkarlarına zarar vermeyecek biçimde yürütmeye çalıştıklarını” dile getirmiştir Ebülfez Elçibey 1992 yılında gerçekleştirilen ilk Türk Devletleri Zirvesi’ne de katılmıştır. Bu zirve, Türk Devletleri’nin ortak bir platformda görüşlerini dile getirmesi, karşılıklı müzakerelerin yapılması, işbirliği alanları oluşturulması gibi imkanlar sunması nedeniyle, katılımcılar açısından önem arz etmekteydi. Aynı zamanda bu zirve, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sadece ikili düzeyde değil, çok taraflı bir düzeyde gelişmesine de katkı sağlayacak niteliktedir. Elçibey döneminde, Azerbaycan-Türkiye siyasi ilişkilerinin gelişimine yönelik önemli adımlardan biri de, 1992 yılında, “Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında İşbirliği ve Dayanışma Anlaşması”nın imzalanmasıdır.

Haydar Aliyev döneminde ise Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin gelişme seyrinde dikkati çeken önemli hususlardan bir tanesi, iki ülke halkı arasındaki dostluk ve kardeşliğin, dinî ve manevi, millî ve kültürel bağların, dil birliğinin vurgulanmasının ötesinde, günümüz şartlarına daha fazla atıfta bulunulması, iki ülkenin her alanda sıkı bir işbirliği yapmalarının bugün ve gelecek açısından da bir zorunluluk olduğunun altının çizilmesidir. Türkiye ve Azerbaycan halklarını “bir millet”, Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyetlerini ise bir milletin kurduğu “iki devlet” olarak tanımlayan Haydar Aliyev, her fırsatta iki halk arasındaki tarihî bağları vurgulamakla beraber, Türkiye ile Azerbaycan, hatta tüm Türk Devletleri arasında işbirliğini günümüzün bir zorunluluğu olarak da görmüş ve göstermiştir.

Türkiye’de AK Parti’nin yönetime gelmesi, Azerbaycan’da İlham Aliyev’in Cumhurbaşkanı seçilmesi ikili ilişkileri etkilemiştir. İlham Aliyev Haydar Aliyev’in başlattığı denge siyasetini sürdürmeye, Batılı ülkelerle Rusya arasında siyasi ve ekonomik bir denge sağlamaya çalışmıştır. İlham Aliyev döneminde Azerbaycan ile Türkiye arasındaki siyasi ilişkiler yüksek düzeyini korumuştur. Bu gelişmelerin yanında ekonomik, askeri, kültürel alanlarda ciddi adımlar atılmıştır. Bakü – Tiflis – Ceyhan petrol boru hattı, Bakü – Tiflis –Erzurum doğal gaz boru hattı, Bakü – Tiflis – Kars demir yolu hattı gibi projeler gerçekleştirilmiş, Nabucco projesinde işbirliği yapılacağı açıklanmıştır. Atılan bu adımlara diaspora kurumları arasındaki işbirliği de eklenmiştir. 2007 yılında Bakü’de Azerbaycan ve Türk Diaspora Teşkilatları Başkanları birinci forumu gerçekleştirilmiş, kabul edilen ortak bildiride Ermenilerin “soykırım” iddialarına karşı ortak hareket edilmesi gerektiği vurgulanmış, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’dan çekilmesi, Terkiye’nin AB üyeliğinin desteklenmesi gibi maddelere de yer verilmiştir

Türkiye, bağımsızlık sonrası dönemde, bir yandan Azerbaycan’ın bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü, yeni ülke kimliğini güçlendirmeye çalışırken, diğer yandan da Azerbaycan’ın kendini uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak tanıtma yolundaki gayretlerine katkıda bulunmuştur. Azerbaycan yönetiminin ülkede çoğulcu demokratik yapıyı yerleştirme ve piyasa ekonomisini bütün kurallarıyla işler hale getirme yönündeki çabaları Türkiye tarafından desteklenmektedir. Türkiye için Azerbaycan ortak dil, kültür ve tarihi paylaştığı önemli bir ülkedir. Türkiye, başından itibaren, yeni bağımsız bir cumhuriyet olarak çeşitli güçlüklerle karşılaşan Azerbaycan’ın bu zorlukların üstesinden gelebilmesinde en önemli destekçisi olmuştur.

3.3. Türkiye Azerbaycan İlişkilerinin Ekonomik Açıdan Değerlendirilmesi

1991’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra Azerbaycan, merkezî ekonomik sistemden, serbest piyasa ekonomisine geçişi kendine hedef olarak belirlemiş ve bu alanda yoğun bir faaliyet göstererek çalışmalara başlamıştır. Ülkede, ekonomik geçiş sürecini komünist sistemden kalma kanunlarla gerçekleştirmek imkânsız olduğu için yeni yasal düzenlemelerin yapılmasına hız verilmesi gerekmiştir (Selçuk, 2004: 43).  Dünyadaki ülkelerin hemen hemen 2/3’ü az gelişmiş ülkeler durumunda olup Azerbaycan ekonomisi de bağımsızlığın ilk yıllarında bu kriterlere girmiştir (Zengin ve Mikailov, 2004: 71).

Azerbaycan sıkıntılı SSCB döneminden sonra bağımsızlığını kazandığı bu yeni dönemde farklı bir siyasi ve ekonomik yapılanma içine zorunlu olarak girmişti. Azerbaycan 1920’li yıllardan 1991’e kadar eski rejimin ekonomik ve siyasi yapısı içerisinde olmasından dolayı bu yeni düzene ayak uydurmakta biraz zorluk çekmiştir. Ülke 20’nci yüzyılın büyük bir kısmını bu dönüşümü gerçekleştirmeye ve bu dönemde yaşanan zorlukları aşmaya çalışmıştır (Selçuk,2004, s.11)

Azerbaycan’ın bağımsızlığı, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerde olduğu kadar ekonomik ilişkilerde de yeni bir dönemi başlatmıştır. İkili ilişkiler, karşılıklı ziyaretlerle hızla gelişmiştir. Bu ziyaretlerin akabinde ise birçok ekonomik antlaşma yapılmıştır. Bu ziyaretler neticesinde iki ülke arasında birçok protokol imzalanmıştır. Mesela bu karşılıklı ziyaretlerin ilki, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Hasan Hasanov’un Türkiye Cumhuriyeti Maliye ve Gümrük Bakanı Adnan Kahveci’nin daveti üzerine 14-19 Eylül 1990’da Türkiye’ye yaptığı ziyarettir. Bu ziyaret ile birlikte iki ülke arasında birçok protokol imzalanmıştır. Ziyaretler çerçevesinde Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan birtakım protokoller ise şunlardır :

  • Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Hükümeti Arasında Aras Nehri Üzerinde Köprü Yapılması ve Türk-Sovyet Sınır Kapısı’nın Açılması ile İlgili Antlaşma,
  • Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ASSC) Hükümeti Arasında Bakü ve İstanbul Arasında Tarifeli Tarifesiz Hava Ulaşımının Açılmasına İlişkin Antlaşma,
  • Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan SSC Hükümeti Arasında Haberleşme Konularına İlişkin Antlaşma,
  • Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan SSC Hükümeti Arasında Deniz ve Nehir Taşımacılığına İlişkin Antlaşma,
  • Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan SSC Hükümeti Arasında Sınır Ticaretinin Geliştirilmesine İlişkin Protokol,
  • Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan SSC Arasında Yapılan Görüşmelere İlişkin Protokoller (Şimşir, 2011B.N: 213-214).

Daha sonra bu karşılıklı ziyaretler devam etmiş ve yeni protokoller imzalanmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ise bunlar şunlardır:

  • Ankara, 2 Kasım 1992: Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm Sektöründe İş Birliği ile İlgili Antlaşma,
  • Ankara, 2 Kasım 1992: Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Uzman Personelin Hazırlığı ile İlgili Protokol,
  • Ankara, 2 Kasım 1992: Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari Ekonomik İş Birliği ile İlgili Antlaşma,
  • Ankara, 2 Kasım 1992: Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Kurumlarını Geliştirme Yönünde Teknik İş Birliği ile İlgili Protokol,
  • Ankara, 9 Şubat 1994: Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması ile İlgili Antlaşma,
  • Ankara, 9 Şubat 1994: Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Tarım Sektöründe Bilimsel, Teknik ve Ekonomi İş Birliği ile İlgili Protokol,
  • Ankara, 9 Şubat 1994: Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Gümrük Alanında İş Birliği ve Karşılıklı Yardıma Dair Protokol,
  • Ankara, 9 Şubat 1994: Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Gelirlerden Çifte Vergi Kesintisinin Önlenmesi ile İlgili Antlaşma,
  • Bakü, 8 Aralık 1995: Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Ekonomik İş Birliği ile İlgili Memorandum,
  • Ankara, 12 Mart 2001: Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Azerbaycan Doğalgazının Türkiye’ye Nakline Dair Antlaşma.

Tarihin her aşamasında Türkiye’yi kendine güçlü bir destekçi olarak gören Azerbaycan 348 YL.T5/88 için bu ülkeyle ekonomik ilişkiler gerek bağımsızlığının ilk yıllarında gerekse de sonrakı dönemde büyük önem taşımıştır. 1992 yılında imzalanmış “Ekonomik ve Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine Dair Anlaşma”, 1994 yılında imzalanmış “Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Hakkında Anlaşma” ve “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması” ile iki ülke arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik hukuki alt yapı oluşturulmuştur.

Azerbaycan’ın Haydar Aliyev iktidarı ile uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesi açısından Türkiye ile ilişkilerinin özel bir önemi bulunmaktadır. Türkiye, akraba cumhuriyetler içerisinde kendisine en yakın ve en fazla benzerliklere sahip olduğu ülkelerin en önemlisi olarak Azerbaycan’ı görmüş ve bu ülkedeki yabancı yatırımlar içerisinde en büyük paya sahip ülkelerden birisi olmayı başarmıştır. Haydar Aliyevin Cumhurbaşkanlığı ile birlikte Türkiye bir süre ona yönelik yaşadığı tedirginliği sona erdirerek sıcak ilişkiler kurmuş bunu doğu batı enerji koridoru projeleri temelinde uzun vadeli stratejik işbirliği ve ardından askeri ilişkilerin güçlendirilmesi izlemiştir. Aliyev döneminde Türkiye ile ticari bağlar gittikçe artmıştır. Bu çerçevede 2007’de Azerbaycan’ın en önemli ihracat ortağı Türkiye olmuş, ithalat açısından ise ikinci sıraya yerleşmiştir

Azerbaycan ve Türkiye ekonomik alanda işbirliğini ileriye götürecek atılımları yapmış ve ortak projelere imza atmışlardır. İşbirliğine katılan bir diğer ülke Gürcistan olmuştur Bu projeleri aşağıda olduğu gibi sıralayabiliriz:

Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC):  Günümüz dünyasında, küreselleşmenin etkisiyle sürekli artmakta olan enerji talebi, tüm ülkelerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik politikalarını da şekillendirmektedir. İşte bu toplu durumda, Türkiye Cumhuriyeti de çabalarını, Hazar Havzası zengin hidrokarbon rezervlerini batı piyasalarına taşıyacak ekonomik, güvenli ve çevreye duyarlı taşıma sistemlerinin geliştirilmesine odaklamıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi bu çabaların sonucu hayata geçirilmektedir.

Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP):  Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı -TANAP Projesi, Türkiye ve Azerbaycan’ın günümüze kadar başarı ile yürüttükleri projelerin enerji alanındaki en önemli örneklerinden bir tanesidir. 26 Aralık 2011’de mutabakat zaptı imzalanan, 26 Haziran 2012’de de Hükümetler arası imzaların atıldığı TANAP, Türkiye ve Avrupa’nın doğal gaz arzına, Azerbaycan Şah Deniz-2 sahası ve ilave kaynaklardan doğal gaz tedarikiyle büyük katkı sağlayacaktır. (http://www.tanap.com/tanap-nedir.  20.05.2017) Jeopolitik açıdan oldukça önemli bir bölgede bulunan Türkiye, dünya gaz rezervlerinin % 71’ine sahip Hazar Bölgesi, Orta Asya ve Orta Doğu ülkeleri ile komşudur.  Bu sebeple Türkiye çoğunluğu Avrupa’da bulunan tüketici pazarları arasında doğal bir köprü görevi üstlenmektedir.

Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE):  Enerji kaynakları bakımından zengin olan Azerbaycan, Rusya’ya olan enerji koridoru ihtiyacını ortadan kaldırmak ve alternatif hatlara yönelebilmek için. Türkiye’nin buna çok uygun olduğunun farkındaydı.. Bunun için kardeş Türkiye ile “bir millet iki devlet” söylemlerinin ötesine geçerek uluslar arası arenada adından söz ettiren projelere imza atmaya başlamıştır. BTE projesi de bu projelerden birisidir. BTE Doğal Gaz Boru Hattı aynı zamanda, Türkmenistan ve Kazakistan’da yer alan dünyanın dördüncü büyük doğal gaz rezervlerine erişecek olan Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’nin ilk ayağı olarak değerlendirilmektedir. Güzergâh ve kaynak çeşitlendirmesine ilave katkılarda bulunacak olması nedeniyle Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı Projesi özel bir ivedilik kazanmıştır. Arz güvenliği perspektifinden, Kazakistan ve Türkmenistan’ın doğal gaz ve petrollerini Batı pazarlarına ihraçlarında tek bir ülke veya güzergâha bağımlı kalmamaları da önem taşımaktadır.

Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi (BTK):  2004 yılında Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasında yapılan üst düzey görüşmeler sonucunda daimi bir çalışma grubunun ihdas edilmesi ve 2005 Mayıs ayında üç ülke Devlet Başkanları’nın ilgili projenin sonuçlandırılması konusunda ortak iradelerini teyit eden bir bildiri yayınlanması projenin ilk önemli aşamalarını oluşturmuştur.

STAR Rafinerisi: Çevre dostu ileri teknoloji ile kurulacak olan STAR Rafinerisi’nde Petrokimya sektörünü dışa bağımlılıktan kurtaracak 1,6 milyon tonluk nafta ve ülkemizdeki cari açığın önemli bileşenlerinden olan dizel, jet yakıtı,otogaz ve yine petrokimyasal ürünlerin hammaddesi olan LPG gibi petrol ürünlerinin üretimi gerçekleştirilecektir. Bu nedenle, STAR Rafinerisi ülkemizde bugüne kadar gerçekleştirilecek en büyük yerlileştirme projesidir. Yaklaşık 5 milyar dolara mal olacak rafinerinin üretime başlaması ile ülkemizin ithalatla karşıladığı ürünlerde milyarlarca dolarlık döviz tasarrufu sağlanacaktır. STAR Rafinerisi; Ural, Azerbaycan ve Kerkük gibi çeşitli ham petrolleri işleyebilecek esnekliğe sahip olacaktır.

Bu çalışma Tez Danışmanlık Ofisi www.tezofisi.com tarafından sadece örnek olması amacıyla hazırlanmış örnek yüksek lisans projeleri arasındadır. Bu çalışmanın aşağıdaki tüm içeriği Tezofisi.com tarafından hazırlanmış olup kullanım hakları Tezofisi.com a aittir. Bu yüksek lisans bitirme projesi tamamı veya bir kısmının izinsiz kullanımı halinde gerekli prosedür işletilir.

3.4. Türkiye Azerbaycan İlişkilerinin Askeri ilişkiler Açısından Değerlendirilmesi

Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını  kazanmasından askeri anlamda ikli ilişkilerin dile getirilmesi ilk kez 25 Ocak 1992 tarihinde o zamanki Cumhurbaşkanı Muttalibov’un Ankara’ya ziyareti esnasında olmuştur. Ziyaret esnasında basın toplantısında soruları cevaplarken Muttalibov, acilen savunma ordusu kurmaları gerektiğini, bu konuda Türk yetkililerle görüştüğünü ve Türkiye’nin bu konuda yardımcı olacağını belirtmiştir. Ama kısa süre sonra Muttalibov’un istifasıyla bu sözler fiiliyata geçirilmemiştir. Muttalibov’dan sonra iktidara gelen Elçibey 3 Kasım 1992 tarihinde Türkiye’deki temaslarında iki ülke arasında askeri alanda işbirliğini geliştireceğini ifade etmiş ve Elçibey döneminde Türk emekli subayları Azerbaycan ordusunun eğitim sürecine önemli katkılarda bulunurken, iki yüz öğrenci de askeri okullarda eğitim almak üzere Türkiye’ye gönderilmiştir.

Askeri ilişkilerde gelişimin ivme kazanması Aliyev iktidarı döneminde gerçekleşmiştir. 10 Haziran 1996’da Türkiye ve Azerbaycan arasında Ankara’da “Askeri Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Antlaşması” imzalanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Yetkililerinin Azerbaycan ziyaretinin ardından imzalanan bu Antlaşmaya, Türkiye adına Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Azerbaycan adına Savunma Bakanı Tümgeneral Sefer Ebiyev imza atmıştır. Yakın ilişkilere rağmen, iki ülke arasında geniş kapsamlı askeri işbirliğini öngören askeripolitik antlaşma imzalanamamıştır. Askeri ilişkiler Azerbaycan subaylarının Türk askeri okullarında eğitimi ve Kosova’daki Barış Gücü’nde görev yapan Azerbaycan taburunun finanse edilmesi ile sınırlı kalmıştır. 1997’de Azerbaycan Türkiye sınır hattının iki tarafında kalan onar kilometrelik alan içinde yapılacak sivil ve askeri vasıtaların uçuşunu düzenleyen protokol ve strateji işbirliğinin genişletilmesi hakkında beyanname imzalanmıştır. Bu zaman içerisinde Rusya ve İran ile yapılan anlaşmalar sadece karşılıklı ilişkilerin ve sınırsal problemlerin çözümüne yönelik bir amaç taşımaktaydı. ABD ile yapılan anlaşmalar ise henüz tam olarak karşılıklı askeri ilişkiler niteliğine kavuşmamıştı. Şunu da unutmamak gerekir ki, Azerbaycan’ın 1998 yılına kadar Çeçenistan meselesinden dolayı Rusya tarafından ambargoya tabi tutulması, ülkenin özellikle bu konuda Türkiye’ye olan eğilimini daha da artırmıştır. Azerbaycan’ın uluslararası platformda ağırlık taşıyan askeri konulardaki girişimleri de 1999’da Azerbaycan Savunma Bakanlığı’na Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından mali yardım yapılmasına ve iki ülke arasında Kosova Türk Tabur Komutanlığı terkibinde Kosova’ya gidecek olan Azerbaycan askerlerinin faaliyetlerine ilişkin protokolle başlamıştır.

1 Mart 2001 tarihinde iki ülke arasında karşılıksız askeri yardım anlaşması imzalanmak suretiyle, Türkiye, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’ne üç milyon dolar askeri yardım yapmayı taahhüt etmiştir. İki ülke arasında imzalanan askeri antlaşmalar gereğince Bakü’de bulunan Türk Askeri İş birliği Koordinasyon Kurulu Başkanlığı’nca Azeri ordusuna birçok konuda danışmanlık desteği verilmiş ve 2002 Temmuz ayında dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı’nın Azerbaycan’da vermiş olduğu demeçte de bu desteğin her zaman devam edeceği belirtilmiştir (Alpargu,2004,s.6).

Haydar ALİYEV döneminden itibaren askeri ve güvenlik konularında da bazı anlaşmalar imzalanmıştır. Kronolojik olarak baktığımız zaman askeri dayanışma anlamında aşağıdaki anlaşmaların öne çıktığı görülmektedir;

  1. 10 Haziran 1996, Ankara – “Askeri Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Anlaşması”
  2. 5 Mayıs 1997, Ankara – “Azerbaycan Cumhuriyeti İle Türkiye Cumhuriyeti Arasında Stratejik İşbirliğinin Genişlendirilmesine İlişkin Beyanname”
  3. 24 Temmuz 1999, Bakü – “Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti İle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine Karşılıksız Askeri Yardım Gösterilmesine İlişkin Anlaşma”
  4. 28 Temmuz 1999, Bakü – “Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti İle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kosova Türk Taburu Görev Kuvveti Bünyesinde Kosova’ya Gidecek Azerbaycan Bölüğü’nün Faaliyetine İlişkin Anlaşma ”
  5. 5 Nisan 2000, Bakü – “Azerbaycan Cumhuriyeti İle Türkiye Cumhuriyeti Arasında ‘Azerbaycan Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Ordu Birlikleri İhtisas Okulu’ Oluşturulmasına Ve Eğitimine İlişkin Anlaşma”
  6. 16 Mayıs 2000, Bakü – “Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti İle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Karşılıksız Askeri Yardım’a İlişkin Anlaşma”
  7. 20 Eylül 2000, Bakü – “Savunma Sanayinde İşbirliği Anlaşması”
  8. 28 Şubat 2001, Bakü – “Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti İle Türkiye Cumhuriyeti Arasında Karşılıksız Askeri Yardım Anlaşması”
  9. 14 Mayıs 2002, Bakü – “ Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti İle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Karşılıksız Askeri Yardım Anlaşması”
  10. 25 Haziran 2003, Ankara – “Azerbaycan Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı İle Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı Arasında Karşılıksız Mali Yardımın Tatbikine İlişkin Protokol ”.

Askerî ilişkilerde her iki ülkenin de esas amacı, ülkelerindeki hem iç hem de dış güvenlik ortamının yeniden tesisini sağlamaktır. Elbette, iç ve dış güvenliğin askerî boyutu dışında ekolojik, informatik ve ekonomik başka boyutları da vardır. Azerbaycan’da millî ordunun kurulması ve geliştirilmesi için Türkiye’nin Azerbaycan’a önemli katkıları olmaktadır. Mesela, Türkiye ile Azerbaycan arasında Azerbaycan ordusunun eğitilmesi için çeşitli anlaşmalar imzalanmış ve Türk subaylar Azerbaycan askerlerini eğitmiştir. Bununla birlikte Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki anlaşmazlıklara bağlı olarak Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin en önemli alanlarından birini Karabağ Savaşı teşkil etmiştir. Azerbaycan’ın karşı karşıya kaldığı en önemli problem olmasının yanı sıra, ülkenin bazı sosyal ve ekonomik problemlerinin de temel nedenini oluşturan Dağlık Karabağ Sorunu’nun çözümünde Türkiye Cumhuriyeti, problemin başladığı ve henüz Azerbaycan’ın bağımsız olmadığı ilk günden itibaren Azerbaycan’ın sıkıntılarının giderilmesi için elinden geleni yapmıştır. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün korunmasına önem veren ülkelerden belki de ilki Türkiye’dir. Türkiye, Karabağ Sorunu’nun bir an önce adil, barışçıl ve kalıcı yollardan çözülmesi amacıyla ikili düzeyde ve AGİT-Minsk Grubu içinde aktif olarak çaba göstermektedir (Aras, 2004: 200-201). Bu bağlamda Türkiye, Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’na askerî olarak müdahale etmese bile, uluslararası arenaya ve organizasyonlara sorunu taşıyan, Azerbaycan’ı destekleyen ülkelerden biri olmuştur (Veliyev, 2012: 29).

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN ARASINDAKİ TURİZM İLİŞKİLERİNİN İNCELENMESİ

Tablo-4 Türkiye’ye Gelen Azerbaycan Vatandaşı Sayısı

ZİYARET NEDENİ YIL SAYI
Gezi, Eğlence, Sportif ve Kültürel Amaçlar 2012 148278
2013 161917
2014 206220
2015 180420
Akraba ve Arkadaş Ziyareti 2012 128401
2013 177756
2014 166272
2015 174274
1 Yıldan Az Eğitim-Staj 2012 9774
2013 14637
2014 15480
2015 14695
1 Yıldan Az Süreli Sağlık Nedenleri 2012 31144
2013 48983
2014 53297
2015 40906
Dini Sebepler 2012
2013 459
2014 348
2015
Alışveriş 2012 39388
2013 46514
2014 54628
2015 43772
Transit Geçiş 2012 477
2013 1412
2014 761
2015
İş Amaçlı (Konferans, Seminer, Görev vb.) 2012 29222
2013 53024
2014 47832
2015 38356

Kaynak: TÜİK, Turizm İstatistikleri, 2015.

Azerbaycan vatandaşlarının ülkemize geliş sayısında dalgalanmalar olsa da genelde artış olduğu görülmektedir. Tablo 4 Azerbaycan vatandaşlarının ülkemize geliş sebeplerini yıllara göre göstermektedir

Zengin bir kültürel mirasa ve doğal güzelliklere sahip olan Azerbaycan’a gelen turist sayısı her geçen yıl artmaktadır. Ülkeye, 2010 yılı içinde ülkeye gelen yabancı turist sayısı 1,27 milyon olmuş, bu rakam 2011 yılında ise 1,56 milyon kişiye yükselmiştir.

Azerbaycan’da 2011 yılı turizm yılı olarak ilan edilmiş, bu kapsamda geniş bir tanıtım kampanyası gerçekleştirilmiştir. Ülkede Bakü başta olmak üzere, yaz-kış turizmine (Şahdağ Milli Parkı gibi) yönelik önemli yatırımlara başlanmış olup, bunların önemli bir kısmı tamamlanmış bulunmaktadır. Halen Avrupa’da başta futbol kulüpleri ve müsabakaları olmak üzere birçok platformda “Azerbaijan, Land of Fire” sloganı ile tanıtım çalışmaları devam etmektedir.

Azerbaycan son dönemde turizm alanında da yabancı yatırım çekmektedir. Dünyadaki belli başlı otel zincirlerinin başta Bakü olmak üzere ülkedeki şehirlerde otel yatırımı gerçekleştirdikleri görülmektedir. 2013 yılı itibariyle ülkede 530 otel ve 33.951 yatak kapasitesinin olduğu görülmektedir. Son yıllarda Azerbaycan’ın birçok uluslararası oyun, yarışma ve konferansa ev sahipliği yapması da turizm altyapısının geliştirilmesine katkı sunmaktadır.

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

Uluslararası turizm hareketleri incelendiğinde ve çeşitli ülkelere gelen turist sayıları, bu ülkelerdeki konaklama kapasiteleri ve sağlanan turizm gelirleri ile karşılaştırıldığında, Azerbaycan’da, turizmin arzulanan ve olması gereken düzeyin çok gerisinde kaldığı görülmektedir. Azerbaycan’ın, uluslararası turizm olayı içinde önemli bir yere sahip olmadığı açıktır. Turizmin, ekonomik ve sosyal açılardan yarattığı olumlu etkilerden Azerbaycan ekonomisinin ve sosyal yaşamının tam anlamı ile yararlanamadığı da bilinen bir gerçektir. Tüm bunlar, Azerbaycan’da turizmin çeşitli sorunlarının bulunduğunun ve bugüne kadar izlenen turizm politikalarının tam anlamı ile başarılı olamadığının göstergeleridir. Bu sorunların ve başarısızlığın, ülke içinden ve dışından kaynaklanan ve dolayısı ile, denetim altına alınabilme olanağı bulunan ve bulunmayan çeşitli nedenleri söz konusudur.

Azerbaycan dışındaki olayların, uluslararası turizm hareketlerinin ve bazı turizm dışı alanlardaki gelişmelerin Azerbaycan turizmini etkilemesi son derece doğaldır. Hatta bazı durumlarda bu dış etkenler, iç etkenlerden de önemli olmakta ve çok daha ciddi sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Azerbaycan turizmini etkileyen en önemli dış etken, uluslararası politik sorunlardır. Azerbaycan Ermenistan ilişkileri, Dağlık Karabağ sorunu ve Kafkaslar ülkelerinin bulundukları siyasi istikrarsızlık durumu gibi Azerbaycan’ın taraf olduğu veya olmadığı uluslararası siyasi gerginlikler ve savaş tehlikesi, turizm talebini büyük ölçüde düşürmekte ve Azerbaycan turizmini büyük ölçüde etkilemektedir.

Ayrıca, turizm sektörü dışında, ülkede çıkan sosyal gerginlikler, 1992-1993 yıllarında genel asayişin bozulması, can ve mal güvenliğinin zayıflaması gibi ürkütücü sorunlar, Ermenistan’ın yaptığı olumsuz propaganda ve Azerbaycan’ın dış imajının olumsuz yönde oluşması, diğer dış etkenler arasında sayılabilir. Bunların büyük bir kısmı, denetim dışı olmakla beraber, izlenecek başarılı bir turizm politikası ile en azından olumsuz etkilerinin azaltılması sağlanabilir.

Azerbaycan’da turizmin istenilen düzeyde gelişmesini engelleyen çeşitli iç etkenler bulunmaktadır? Bunlar, Azerbaycan’ın izlediği turizm politikalarından turizm sektörünün yapısal özelliklerinden ve Azerbaycan’ın sosyoekonomik yapısından kaynaklanan sorunlardır.

İki ülke arasındaki ilişkiler zaman zaman dış etkenlerin tesirinde kalsa da özellikle bölgede barış ve istikrarın korunmasında ortak bir tavır geliştirildi. Diplomatik-siyasi ilişkilerin yanında ekonomik, stratejik ve askeri alanlarda da ciddi ilerlemeler görüldü. Burada özellikle Hazar petrollerinin dış dünyaya ulaştırılması yönündeki faaliyetlerin vurgulanması gerekir. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattının yapılması bu bağlamda iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir yer tutmuştur. Bütün bunlara ilaveten Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının gerçekleşmesi de önemli bir konuma sahip olmuştur. Bu yönüyle de enerji kaynaklarının dış dünyaya güvenli bir şekilde nakledilmesi ve ulaştırma bağlamında Azerbaycan-Türkiye ilişkileri yükselen bir grafik üzerinde seyretmektedir.

1990’lı yılların ortalarından itibaren ikili ilişkiler devamlı aşama kaydetmiştir. Azerbaycan’ın uluslararası arenaya entegrasyonu, bölgesel güvenliğin korunması bağlamında, siyasal, ekonomik, bilimsel ve kültürel yönüyle Türkiye ile çok yönlü işbirliğinin gelişmesine büyük önem verilmiştir

  

KAYNAKÇA

Akdoğan, M. & Kozak, Nazmi (1996), Genel Turizm İlkeler‐Kavramlar, Ankara: Anatolia Yayıncılık.

Akpınar, S. (2003). Türkiye’nin Turizm Merkezlerinde Eko Turizm Yaklaşımları

Akpınar, S. (2006), “Türkiye’nin Turizm Merkezlerinde Ekoturizm Yaklaşımları”, http://www.geocities.com/ceteris_tr/s_akpinar.doc (19.05.2017)

Akpolat, Y., (2006). Türkiye Turizminin Önemli Pazar Dilimlerine Yönelik Tutundurma Stratejileri Rusya- Almanya Örneği. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı, Ankara.

Arif (Şıhaliyev), Emin; Kafkasya Jeopolitiğinde Rusya, İran, Türkiye Rekabeti ve Ermeni Faktörü, Ankara, Naturel, 2004, s.317

Karaca, A., Aydoğdu, B., Bozkırlı, D.O., (2016). Azerbaycan Cumhuriyeti Ülke Raporu, Serhat Kalkınma Ajansı, İstanbul.

Bahar, O.,  (2006). Turizm sektörünün Türkiye‟nin ekonomik büyümesi üzerindeki etkisi: VAR analizi yaklaşımı. Yönetim ve Ekonomi, 13 (2), s. 138.

Bahar, O., (2007). Türkiye’deki Devalüasyon Uygulamalarının Turizm Sektörü Üzerindeki Etkisi. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 12 (1), ss. 255–272.

Bulut, E., (2000). Türk turizminin Dünya‟daki yeri ve dış ödemeler bilançosuna etkisi. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. 2 (3), s. 74.

Cafersoy, Nazim; “Azerbaycan – Türkiye İlişkileri (1993–2000)”, (Erişim) http://www.turksam.org/tr/yazdir200.html, 20.05. 201.

Coşkun, İ.O. (2004). Turizm Politikası ve Planlaması İçin En Uygun Talep Öngörü Yönetiminin Belirlenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Coşkun, İ.O. (2011). Türkiye Turizm Endüstrisinde Talep Oynaklıklarının Çok Değişkenli GARCH (MGARCH) Modelleri İle Analizi. Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir.

Çımat, A. ve Bahar, O. (2003). Turizm Sektörünün Türkiye Ekonomisi İçindeki Yeri ve Önemi Üzerine Bir Değerlendirme. Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 6, 1-18.

DPT (Devlet Planlama Teşkilatı). (1963). Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967) (Sayı: 26215). Ankara: Devlet Planlama Teşkilatı.

DPT (Devlet Planlama Teşkilatı). (1967). İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972). Ankara: Devlet Planlama Teşkilatı.

DPT (Devlet Planlama Teşkilatı). (1972). Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1973-1977) (Plan Karar No: 5). Ankara: Devlet Planlama Teşkilatı.

DPT (Devlet Planlama Teşkilatı). (2007). Dokuzuncu Kalkınma Planı (20072013) Turizm Özel İhtisas Raporu (Yayın No: 2727). Ankara: Devlet Planlama Teşkilatı.

Emekli, G. (2005). Avrupa Birliği’nde Turizm Politikaları Ve Türkiye’de Kültürel Turizm. Ege Coğrafya Dergisi14(1-2).

GSTB, Azerbaycan’ın Turizm Sazişleri, Turizm Yenilikleri Gazetesi, Sayı: 01 (44) (6411), Bakü, 2001, s. 8.

Hall, M. C., (1996). Tourism and Politics / Policy, Power and Place. Chichester, England: John Wiley and Sons LTD.

http://www.tanap.com/tanap-nedir.  20.05.2017

http://www.btc.com.tr/. 20.05.2017

Hüseynov, İ. Efendiyeva, N. (2007) Turizmin Esasları. Azerbaycan Resğublikası Tehsil Nazirliyi Azerbaycan Devlet Medeniyyet ve İncesenet Universitesi. Derslik. Bakı. s.3-6.

İçöz, O.,  Kozak M., (1998). Turizm ekonomisi, Ankara: Turhan kitabevi.

İstanbul Ticaret Odası [İTO] (2007). Türkiye’de turizm ekonomisi. İTO Yayın No: 2007-69, (Haz.: N. Oktayer, N. Susam, M. Çak). İstanbul: İTO Yayınları, s. 110..

Kar, M., Zorkirişçi E. Ve Yıldırım, M. (2004). Turizmin Ekonomiye Katkısı Üzerine Ampirik Bir Değerlendirme, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi,  4 (8), 87-112.

Koç, E., (2015). Türkiye Turizm Sektörünün İkincil Ekonomik Etkilerinin Çarpan Ve Girdi-Çıktı Analizi Yöntemi İle İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme Anabilim Dalı, İşletme Yönetimi Bilim Dalı, İstanbul.

Kozak, Nazmi, Akoğlan Kozak, Metin ve Kozak, M. (2000), Genel Turizm (İlkeler – Kavramlar, Ankara: Turhan Kitapevi.

Kozak, N., Kozak A. M. ve Kozak M. (2010). Genel Turizm İlkeler-Kavramlar (10. Basım). Ankara: Detay Yayıncılık.

Lanquar, R. (1991). Turizm – Seyahat Sosyolojisi. İstanbul: İletişim Yayınları.

Mesimov, Ali; “Bağımsızlık Yıllarında Azerbaycan-Türkiye İlişkileri”, Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel, cilt 7, sayı 1, İlkbahar 2001, s. 276

Metin, M. (2013). Türkiye Turizm Talebinin Ekonometrik Modellemesi. Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,    Ekonometri Anabilim Dalı,  Ekonometri Programı, Trabzon.

Mursalov, M., (2009). Bir Turistik Ürün Çeşitlendirmesi Olarak Kış Turizmi Ve Kış Turizmi Açısından Azerbaycan’ın Guba – Haçmaz Turizm Bölgesinin Arz Potansiyeli. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm İşletmeciliği Ana Bilim Dalı Turizm İşletmeciliği Programı, İzmir.

Mutlu, Ç., (2012). Avrupa Birliği Ve Türkiye Turizm Politikaları: Turizm Sektörünün Ekonomik Etkileri, Yüksek Lisans Tezi, Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm Ve Otel İşletmeciliği Anabilim Dalı, Düzce.

Növresli, T., (2010). Azerbaycan Turizm Potansiyelinin Kalkınma Amaçlı Değerlendirilmesi. Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı İktisat Programı, İzmir.

Olalı ve Timur (1986), s. 16–17; M. Kozak (2003). Destination benchmarking: Concepts, practices and operations. Wallingford: CABI Pub., s. 102-103.

OPUŞ, S., (2001). Turizmin Ekonomik Etkileri: Erzurum’daki Turistik İşletme Belgeli Konaklama Tesislerinde Bir Araştırma, Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 15, 3-4, 37-58.

Özkok, F., (2003). Türkiye ve AB’nde Turizmin Ekonomik Etkileri, Standart Dergisi, Sayı No.498, s.73

Salvatore, D. (2004). International Economics. Eight edition. New York.

Seckelmann, A. (2002). Domestic Tourism- A Chance For Regional Development in Turkey?. Tourism Management, 23 (1), 85–92.

Sezer, M.S., (2010). Türkiye Turizm Sektöründe Müze Turizminin  Payının Değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı,  Kamu Yönetimi Bilim Dalı, Ankara.

Sivil, İ.H. (2007). Avrupa Birliği Turizm Politikaları ve Türkiye Turizmi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Ana Bilim Dalı, Elazığ.

Shoyunchap, O., (2008). Rusya Türkiye Turizm Ekonomisi İlişkileri. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı Uluslararası İktisat Bilim Dalı, İstanbul.

Smith, S.L.J. (1989). Tourism Analysis a Handbook. Longman Scientific & Technical, New York: John Wiley & Sons, Inc.

(2005). Türkiye’ye yönelik yabancı turizmin iktisadi etkileri: Akdeniz ve Ege bölgeleri üzerine bir araştırma. İstanbul: Derin Yayınevi, s. 72.

Sözen, M. Ö. (2007). 1982 Sonrasında Türkiye’de Uygulanan Turizm Politikalarının Çanakkale Turizmine Etkileri, Sosyoekonomi, 2: 13-15/64-87

Syratt, G, Archer, J. (2004). Manual of Travel Agency Practice. Oxford: Elsevier Butterworth-Heinemann.

Şahamet Bülbül, (1994). Zaman Serilerinde Üstel Düzeltme Modelleri ve Bir Uygulama Öneri: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1994, C.1, Sayı: 1, s. 44

Tavmergen, İ.P., (1998). Turizmin Ekonomiye Olumlu Etkileri ve Türkiye Örneği, Hazine Dergisi, 12, 53-66.

Timur, A., İçöz, O., Egeli, H., Türksoy, A., Çolakoğlu, O., Arslan, Z. (Mart 1994). SEGES, Ekonomik Ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 1994: s 4. Sayı: 7, ESİAD Yayın No: 94/ESA-7. s.52.

Tunç, A., Saç, F. (1998). Genel Turizm Gelişimi-Geleceği. Ankara: Detay Yayıncılık.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, TBMM Yayınları, Ankara, 2012, s, 5

Tüzen, M.F., (2012). Türkiye Turizm Gelirinin Öngörüsünde Zaman Serilerinin Bileşenlerine Ayrıştırılarak Yapay Sinir Ağları Ve Boxjenkins Yöntemleri İle Karşılaştırmalı Analizi, Yüksek Lisans Tezi, Kafkas Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme Anabilim Dalı, Kars.

Usta, Ö. (1993). Turizm, İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi.

Yarcan, Ş.,  (1996). Türkiye’de turizm ve uluslararasılaşma. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Matbaası, s. 44.

Yavuz, N. Ç, (2006). “Türkiye’de Turizm Gelirlerinin Ekonomik Büyümeye Etkisi: Yapısal Kırılma ve Nedensellik Analizi”, DoğuĢ Üniversitesi Dergisi, Cilt 7, Sayı 2,  s.162

Türkiye Azerbaycan İlişkilerinin Turizm Sektörü Açısından İncelenmesi ve Gelişimi İçin Öneriler